Hayattan isteklerimiz

Banka hortumlamak kolay ve risksiz bir iş. Halktan parayı alıp, kendi şirketinize kredi açacaksınız. Sonra gelsin yatlar, katlar, adalar, uçaklar...

Banka hortumlamak kolay ve risksiz bir iş. Halktan parayı alıp, kendi şirketinize kredi açacaksınız. Sonra gelsin yatlar, katlar, adalar, uçaklar... Kolay kazanılan para kolay harcanır. Birkaç yıl içinde zengin olanlar parayı savuracak yer bulamıyor. Kuşaklar boyu adım adım biriktirenlerin öyle savurganık yaptığını gördünüz mü?
Asıl zor olan, bankayı silah tehdidiyle soymak. Hele Hakan'ın yaptığı gibi piknik tüpüyle soymaya kalkışırsanız!
Belki gazetelerde gözünüze ilişmiştir. Hakan'ın yaşı 30'u bulmuş. İş yok, borç 3 milyar. 'En iyisi banka soymak!' demiş kendi kendine. 'Büyük düşünmeliyim. 3 milyardan azı işimi görmez. İstikbalimi düşünmeliyim.'
Evde piknik tüpüne bomba süsü verir. Belediye otobüsüne biner, bankanın önünde iner. "Borcum 3 milyar," der, "bu bir soygundur. Borcum kadar para verin bana. Yoksa tüpü.. şey pardon, bombayı patlatırım haa! Paraları şu torbaya doldurun!"
Banka personeli elbette deneyimlidir, soyguncuyu gözünden tanır: "Kasanın anahtarı bizde değil. Siz şöyle istirahat buyurun sayın soyguncu. Arkadaş gelince paraları veririz. Çay, kahve, ne isterdiniz?"
Banka personelinden birisi, 'Alın kasanın anahtarı' diyerek evinin anahtarını verdi. 'Ama bu anahtar kasayı açmıyor!'
Bir diğeri hamile bir kadını gösterdi: "Sayın soyguncu, siz merhametli birine benziyorsunuz, hiç de hortumcu gibi değilsiniz. Bari şu hamile kadına acıyın, bizi havaya uçurmayın! Hepimizin çoluğu çocuğu var."
Çok Türk filmi izlediği için fazla duygulu olan soyguncu bu sözler karşısında hüngür hüngür ağlayarak, "Ben soygundan vazgeçtim," dedi, "köşedeki otobüs durağına gidip ilk otobüsle eve döneceğim. Hayır hayır, dolmuşa verecek param yok. Son paramla piknik tüpü almıştım. Sakın beni izlemeyin. Yoksa tüpü, yani bombayı güm diye patlatırım, hiç şakam yoktur benim, haberiniz olsun!"
Tüpünü omuzlayıp kapıdan geçmeye çalışan soyguncu, "Abi, bir sigaran var mı," diye soru soran banka personeline "Buyur kadeş," diye sigara uzatmaya çalışırken dikkati dağıldığı için üzerine zıplayan görevliler tarafından kıskıvrak yakalandı.
İyi bir dayak yiyerek içeri tıkıldı.
İşte herkesin mutluluk formülü ufkuyla sınırlıdır. Hakan gibi 3 milyara da fit olabilirsiniz, hortumcular gibi milyarlarca dolar da size az gelebilir. Allah bilir Hakan kaç sene hapis yatacak. Üstelik o hapisteyken borcu da faizle birlikte katlanacak.
Bir de kimsesiz çocukların ufkuna bakın. Migros ve Orkid, çocuk yuvalarındaki çocuklara sormuş, 'Ne istersiniz?' Onlar 3 milyar istemiyor. Kimi büyümek istiyor, kimi "Üşüyorum," diyor, "palto isterim!" Bilgisayar isteyenler, diskmen, eldiven, barbi bebek isteyenler. Sinemaya, tiyatroya gidelim diyenler. Pembe kadife elbise, hasır çanta, resim defteri, prens tacı, cips, fotoğraf albümü, Tatilya'ya gitmek, bir dilim çikolatalı pasta...
Çoğu, evinde analı-babalı büyüyen çocukları aklına bile gelmeyecek istekler.
Ve belki en çok istedikleri şey, hiç yazmadıklarıdır: Sevgi, güvenlik dolu bir yuva!
Herkes hayattan bir şey istiyor işte. Kendi ufuklarının elverdiğince.