İçeridekiler

Amerika, dünyanın en zengin, en güçlü ülkesidir. Gider istediği yeri işgal eder. Dün Afganistan, bugün Irak, yarın bakarsınız İran. Dünyaya demokrasi taşır.

Amerika, dünyanın en zengin, en güçlü ülkesidir. Gider istediği yeri işgal eder. Dün Afganistan, bugün Irak, yarın bakarsınız İran. Dünyaya demokrasi taşır.
Ama kendi evinde işler nasıl dersiniz?
Bu ülkede 1960'larda, 70'lerde insanlar sokaklarda yatmazdı. O zamandan beri ekonomi daha da gelişti, kişi başına düşen gelir arttı, ama sokaklarda yatan nüfus sayısı da arttı. Milyonları buldu.
Bilmece gibi bir şey: Nasıl olur da bir tarafta devlet zenginleşirken, diğer tarafta vatandaşların önemli bir kısmı fakirleşir?
Onlar düzene uymayanlardır. Okulda verilen eğitimi saçma bulan, patronun koyduğu kurallara karşı çıkan, baba otoritesini kabul etmeyen, olmayacak birine âşık olan...
'Uyumsuzlar' ne yapar? Ruh hastası olur, sokaklarda yatar, suç işler, hapishaneleri doldurur.
Geçen yıl ABD hapishanelerinde kaç kişi vardı dersiniz? Tam 2 milyon 245 bin kişi 'içerideydi'. Küçük bir devletin nüfusu kadar!
'İyi de ABD nüfusu 300 milyona ulaşmış olan koca bir ülke, bu kadar hapishane kuşu normaldir' diyenler yanılır. Nüfusu ABD'den 1 milyar daha fazla olan Çin'deki toplam mahkûm (burada 'mahkûm'u 'içeride olan herkes' anlamında kullanıyorum) sayısı 1.5 milyondur. Büyük toplumsal ve ekonomik bunalımlar yaşayan 140 milyon nüfuslu Rusya'daki mahkûm sayısı ise 885 bin kişiydi. Amerika'daki oranda mahkûmu olsa, Çin'de tam 9 milyon insanın hapishanede yatıyor olması gerekirdi!
ABD'deki mahkûm sayısı sadece çok fazla olmakla kalmıyor, aynı zamanda yüksek bir hızla artıyor! Amerika'daki mahkûmların artış hızı yüzde 2.8. Neredeyse yüzde 3! 'Ama bu durum nüfus artışının sonucudur' diyemeyiz, çünkü ABD nüfus artış hızı binde 5! Yani nüfus artışını çıktıktan sonra mahkûmların sayısında hâlâ yüzde 2.3 gibi büyük bir artış var.
Bu eğilim sürüp giderse ne olur? Biraz bilimkurguya yatkınsanız gelecekte 'içeridekilerin' sayısal bakımdan 'dışarıdakilere' ulaştığı bir Amerika düşünebilirsiniz! Yani Amerika sadece ürettiği silahlarla ve çıkardığı savaşlarla önde gelen bir ülke değil. Aynı zamanda fakirleriyle, ruh hastalarıyla ve suçluluk artışıyla da dünya lideridir!
Bu tablodan iki ders çıkar. Birincisi Amerikalı olmayan dünya vatandaşları içindir: Sakın ola ki bir zamanlar Celâl Bayar adlı büyüğümüzün dediği gibi 'Küçük Amerika' olmaya çalışmasınlar. Ve neoliberalizmi üflemeden içmesinler.
Diğeri de Amerikan vatandaşları içindir: Tamam, büyük ulussunuz, amenna. Uçağı siz buldunuz, atom bombasını siz patlattınız, sinemadan televizyona, bilgisayara kadar neler yaptınız neler. Marilyn Monroe da sizin eseriniz, Al Capone da. Küresel ısınmaya da fena halde katkı yaptınız. Durmadan savaştınız. 'Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şen' olan Osmanlı dedelerimizi bile geçtiniz. Dinamiksiniz, yaratıcınız, kahharsınız.
Ama biraz durup düşünseniz diyorum.
Gerçekten istediğiniz, düşlediğiniz dünya ve Amerika bu mudur? Irak'ta akan kandan, ABD'deki mahkûmlara kadar, şöyle durup bir düşünün.
Daha doğrusu hep beraber düşünelim. Nasıl bir dünya istiyoruz?