İçimiz, dışımız

Başbakan Erdoğan'ın işi zor. Hem yurtiçindekilere laf yetiştirmeye çalışıyor, hem de yurtdışındakilere. Bereket natıkası yerinde </br>bir zat. Herkesin ağzının payını veriyor.

Başbakan Erdoğan'ın işi zor. Hem yurtiçindekilere laf yetiştirmeye çalışıyor, hem de yurtdışındakilere. Bereket natıkası yerinde
bir zat. Herkesin ağzının payını veriyor.
Geçen gün gene veryansın etti. Önce CHP'ye ağzının payını verdi. Sonra Deniz Baykal'a laf yetiştiren Bakan Nimet Çubukçu'ya teşekkür
etti. Derken hızını alamadı, ABD'nin Irak Büyükelçisi Zalmay Halilzad'a da çattı. Halilzad, "Yabancıların Irak'ın içişlerine karışması kabul edilemez" demişti bizi kastederek.
Sayın Başbakan Erdoğan elbette bu lafın altında kalmazdı. "Bu adama sormazlar mı" dedi kızgınlıkla, "ABD'nin on binlerce kilometre uzaktan Irak'a gelmesi ve koalisyon güçlerinin orada bulunması , Irak'ın içişlerine müdahale değil midir? Benim yanı başımda, sınırdaşım olan bir yerde ben niye görüş beyan etmeyeyim? Benim orda soydaşlarım var!"
Doğru söze ne denir?
Şu denir belki de: Bush kalkıp, "Ey sayın Erdoğan" diyebilir, "ben Irak'a asker gönderdiğim sırada sen değil miydin TBMM'den karar çıkararak benim müdahalemi desteklemek isteyen? Meclis'teki oylamada küçük bir kayma olsaydı şu sırada sen de resmen müttefikler safında yer alıyor olacaktın, değil mi?"
Doğru söze ne denir?
Ve Bush devam edebilir: "Senin danışmanın değil miydi bize gelip 'Erdoğan'ı harcamayın, tepe tepe kullanın' diyen? Bu sözler sizin içişlerinize müdahaleye davet değil de nedir?"
Bush insafsızsa burada da kalmayacaktır.
"AB ile imzaladığınız Gümrük Birliği anlaşması içişlerinize müdahale değil midir?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararları içişlerinize müdahale değil midir?
AB'nin talimatıyla çıkardığınız uyum yasaları içişlerinize müdahale değil midir?
IMF ile yaptığınız sözleşmeler içişlerinize müdahale değil midir?
AB'ye girmek için sürdürdüğünüz müzakereler içişlerine müdahale değil midir?"
Kabul etmek lazım ki, öyledir.
Küreselleşen dünyada egemenlik kavramı yeniden tanımlanacağa benziyor. Egemenliğin içteki görüntüsü (devlet vatandaş ilişkileri) ve dışarıya yansımaları (devletlerin eşitliği, içişlerine karışmama ilkesi) artık eskiden olduğu gibi işlemiyor.
Bunlar daha çok akademik tartışmalar gibi gözükse de güncel politikada yansımaları var.
Türkiye-Irak-ABD ilişkileri o kadar çok yönlü ve karmaşık ki, kimin eli kimin cebinde açık ve kesin olarak söylemek pek mümkün gözükmüyor. Hele Irak'ın durumundaki bir ülkenin 'Kimse bizim içişlerinize karışamaz' demesinin pek bir anlamı yok.
Belli ki bu ilke güçle ilgilidir. Güçlü olan,
güçsüz olanın içişlerine de karışıyor, dışişlerine de. Özellikle Ortadoğu'da.
Küçülen ve kalabalıklaşan dünyada yer sıkıntısı yaşanıyor. Herkes itiş kakış. İçimiz ve dışımız birbirine girmiş durumda.