İdeolojisiz anayasa!

Kafa karıştıracak günler geliyor, haberiniz olsun! 'Yeni anayasa' tartışmaları çok toza dumana neden olacak.

Kafa karıştıracak günler geliyor, haberiniz olsun! 'Yeni anayasa' tartışmaları çok toza dumana neden olacak.
Şimdiden başladı bile. "Liberal ve demokratik bir anayasa ideolojiye yer vermemelidir" deniyor.
Çok şık ve zarif bir söz. İyi de, 'liberalizm' ideoloji değil midir? Serbest pazar ekonomisinin kendisi ideolojik bir varsayım değil midir? Bireysel çıkarların ençoklaşması ile toplumsal yararların da ençoklaşacağı, ideolojik bir önerme değil midir? Liste uzun...
Tamam, liberalizm, sol karşısında büyük bir zafer kazandı. Amenna. Son yıllarda küreselleşmenin etkisiyle dünya çapında bir ideolojik hegemonya kurmaya girişti. Artık her şeyi özelleştirmek bir moda filan olmanın ötesine geçti. 'Bilimsel bir gerçek ve yaşamsal bir zorunluluk' gibi algılanmaya başlandı.
Artık ordular özelleşiyor, Milli Piyango özelleşiyor, su kaynakları özelleşiyor, hapishaneler özelleşiyor... Kimse yadırgamıyor.
Böyle olunca en katı liberalizm bile 'ideolojik' görüntüsünü yitiriyor, 'bilimsel' bir gerçekliğe dönüşüyor. Pek çok Marksist için de aynı şey geçerli değil miydi? Onlar için sosyalizm ideoloji değildi, bilimsel bir gerçeklikti. Er veya geç, tarih tarafından kanıtlanacak bir gerçeklik. Şimdi liberaller aynen Marksistlerin yaptığını yaıyor, liberalizmin ideolojik karakterini görmezlikten geliyor.
Pek çok saygın bilim adamı da bu tavrı destekliyor, "Evet" diyor, "liberal bir anayasanın ideolojiyle ilişkisi yoktur!"
Bu bir yana, AKP yönetimi ve Erdoğan ne kadar 'liberaldir' ve ne kadar liberalizmi içlerine sindirebilmiştir, bu konuda da kuşkularım var.
Örneğin geçenlerde TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, anayasa çalışmalarını da içeren çeşitli konularda açıklamalar yaptı. TÜSİAD'ın eski başkanları da bu açıklamayı desteklediler. Açıklamada pek öyle sert ve kırıcı bir ton da yoktu.
Ama 'liberal' AKP bu açıklamaya sert tepki gösterdi. AKP Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış, cevaben şunları söyledi:
"Demokrasiler çoğulcu uzlaşmaların rejimidir. Uzlaşmaların sağlanacağı ve siyasal tercihlerin eşit oyla sonuca bağlanacağı zemin, TBMM'dir. TBMM dışında seçmenin hükümeti denetleme yetkisi verdiği bir başka organ yoktur... Anayasamız, yasama, yürütme ve yargı üçlemesi dışında kişi,
kurum ve kuruluşlara siyasi denetim yetkisi vermemektedir!"
Böyle buyuruyor sayın AKP Genel Başkan Yardımcısı. Benim anladığım kadarıyla, "Siz de kim oluyorsunuz da AKP saltanatını eleştiriyorsunuz" diyor işadamlarına. "Biz politikacılar birbirimizi eleştiririz, size söz düşmez!"
Sayın Egemen Bağış'ın böylesine terslediği dernek, Türk işadamlarının en güçlü örgütüdür. Allah diğer derneklere, sendikalara, işçi kuruluşlarına kolaylık versin.
Bu anlayışa göre sivil toplum örgütleri susacak, basın susacak, üniversiteler susacak ve bu arada 'ideolojisiz' bir liberal anayasa kabul edilecek! Hayırlı olsun hepimize.