İki tür insan vardır: İslam insanı ve diğerleri!

Pek sevinmiştik: Diyanet İşleri Başkanlığı, Kuran'ın çağdaş yorumunu yaptıracaktı. Değişen koşullara ve bilimsel gelişmelere göre yorumların değişmesi de elbette doğaldır.

Pek sevinmiştik: Diyanet İşleri Başkanlığı, Kuran'ın çağdaş yorumunu yaptıracaktı. Değişen koşullara ve bilimsel gelişmelere göre yorumların değişmesi de elbette doğaldır. 2001 yılında dört bilim adamıyla bir sözleşme imzalandı, çağdaş tefsir yapıldı ve bu yılın ağustos ayında yayımlandı. Henüz elime geçmediği için bu çağdaş yorumu göremedim.
Yorum için Diyanet'in sözleşme imzaladığı profesörler şunlardır: Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. İbrahim Kafidönmez, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı ve Prof. Dr. Sadrettin Gümüş. Eh, bu kadar çok Prof. Dr. Bir araya gelince elbette iyi bir iş başarmışlardır.
Değil mi? Örneğin Prof. Karaman. Bir süre önce şunları yazmıştı: "Laik, seküler ve çoğulcu bir düzende yaşamak durumundaki Müslümanlar, bu düzenler İslam'a uygun olduğu için değil, mecbur oldukları için -ve din mecburiyet halinde izin verdiği için- tahammül eder, fiilen uyum gösterirler." Bundan daha çağdaş ne olabilir?
Bu yazıyı eleştirmiştim. Sayın Karaman, geçen pazar günü bana cevap babında şunları yazdı: "Benim anladığım ve yaşamaya çalıştığım İslam'a cumhuriyeti ve demokrasiyi uyarlamak (İslam'ı bunlara değil, bunları İslam'a uyarlamak) mümkündür. Laiklik ve sekülerlik ise.. İslam ile asla bağdaşmaz... Farklı değerlerin eşitliği manasındaki çoğulculuk da İslam ile bağdaşmaz. İslam insanı ile diğer insanlar.. her bakımdan eşit değerde değildir... Bizim farklı, canlı ve yüksek bir medeniyetimiz vardır; bu medeniyetin Batı medeniyetine verebilecekleri, alabileceklerinden çoktur. Müslümanlar fırsat bulurlarsa neyi yıkar, neyi değiştirirler?
İnsan hayatını dinden arıtmaya (sekülerleştirmeye) karşı mücadele ederler... Laikliği kaldırarak onun yerine din özgürlüğünü getirmek isterler... Devlet başkanının Müslüman ve iyi ahlak sahibi olmasını isterler. Kendilerine uygulanacak kanunların ve kararların, üzerinde ittifak edilmiş olan İslam kurallarına aykırı olmamasını isterler."
İstanbul Milletvekili Emin Şirin, Kuran'ın çağdaş yorumunu yapan bu bilim adamının yazısına (nedense) bir hayli şaşırmış, Diyanet'ten sorumlu Devlet Bakanı Prof. Mehmet Aydın'a soruyor: Diyanet'in 'Kuran Yolu' adlı tefsirinde bu görüşler yer alıyor mu? Bu yazıda tartışılan konularda Diyanet'in görüşleri nedir?
Ve aynı soru üniversitelerimiz için geçerli: Bu düşünce yapısında müderris olur, ama 'çağdaş yorum' yapacak bir Prof. nasıl olur?
Emin Şirin, "Ramazanı kötü kullandılar," diyor. "milletvekillerinin iftarlara katılması için program yaptılar, programlara uymayanları azarladılar." AKP milletvekillerine verilen iftar programlarının altında 'AKP Grup Başkanlığı ile Ankara İl Teşkilatı'nın ortak organizasyonudur' yazıyor. Emin Şirin, şimdiye kadar benzeri
görülmemiş bu uygulamayı, 'din istismarını' yasaklayan Anayasa'nın 24'üncü maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'na duyurmuş.
Şirin, "AKP yönetimi Avrupa Birliği'ne katılma niyetinde değil" diyor, "sadece müzakere tarihi alma peşindeler. Tarih aldıktan sonra, yaratılan ortamdan yararlanarak anayasal değişiklikler yapacaklar, eyalet sistemi gibi yeni düzenlemeler getirecekler, sonra AB ile müzakereleri açmaza sokup, Amerika'nın kanatları altında Büyük Ortadoğu Projesi'nde yer alacaklar!" 'Ilımlı Müslümanlar' olarak mı?
Bana bakmayın. Bu ince komplo işlerine oldum olası aklım ermez!