İktidar tutkusu

Ölüm, yaşlanma, bunama gibi haller olmasa hep başta mı kalacaklardı, koltuklarından inmeyi hiç mi düşünmeyeceklerdi, merak ediyorum.

Ölüm, yaşlanma, bunama gibi haller olmasa hep başta mı kalacaklardı, koltuklarından inmeyi hiç mi düşünmeyeceklerdi, merak ediyorum.
Son günlerin en gözde haberleri arasında bunlar var: Pakistanlı lider Pervez Müşerref, hem genelkurmay başkanlığı, hem de devlet başkanlığı kotluğunda aynı anda oturmak için ne kadar çabaladı! Venezüellalı lider Chavez ömür boyu liderliği ele geçirmek için neler yaptı. Rus lider Putin ülkesinin dizginlerini elden kaçırmamak için nasıl bir gayret içinde çırpınıp duruyor! Geçmişte yolsuzluk yaptığı için başbakanlıktan uzaklaştırılan Ukrayna'nın kadın lideri bir oy farkla nasıl geri dönüş yapıyor!
Ve hiç ölmeyecekmiş gibi koltuğuna yapışan bir lider: Küba'nın Castro'su. Yaş 81. Bir buçuk yıl önce geçirdiği ameliyattan bu yana toparlanamadı. Koca Küba'da ülkeyi yönetecek ehliyette başka adam kalmadığı için kardeşi Raul'u vekil olarak atadı. Şimdi de ülke yönetimini "genç birine" devretmekten söz ediyor.
'Genç' dediği kardeşi Raul imiş: 76 yaşında! Abisine göre genç sayılır tabii!
Emekli olarak ölen tek Sovyet lideri vardı: Kruşçev!
Onun dışındaki Sovyet liderlerinin hepsi liderlik koltuğunu bırakmadan öldüler!
Yalnız Sovyetler'de değil, diğer sosyalist ülkelerde de Mao, Tito gibi liderler koltuklarıyla yaşadıkları aşk macerasına sonuna kadar sadık kaldılar. Şimdi aynı duygusal bağı Castro'da görüyoruz.
Koltuğuna böylesine bağlanmak kuşkusuz ki salt sosyalist liderlere özgü bir durum değildir. Sağ otoriter sistemlerde de aynı yoğunlukta görülür. Salazar ve Franko gibi liderler de ömürlerinin yettiği kadar koltuklarına yapıştılar.
Fakat, ömür boyu liderlik fikrini sol yönetimle bağdaştırmak, sol adına haklılaştırmak daha zor olduğu için Castro'nun, Mao'nun, Stalin'in 'kaydı hayat şartıyla' liderliği daha çok göze batıyor. Çünkü 'sol' eşitlik ve özgürlük ilkelerine göre hareket etme iddiasındadır!
O kadar ki, Marx'a göre komünist yönetimde, sadece en üstte bulunan liderler değil, bütün yönetim kademeleri gönüllülük esasına göre ve rotasyonla doldurulacaktı! Devlet yönetimi geleneksel anlamda bir bürokrasiye bağlı olmayacaktı!
Bunlar uygulanmadığı gibi, ülkeyi yöneten kişi, bırakın kapitalist zihniyeti, en feodal bir anlayışla kendisinden sonra yönetici olarak kardeşini atayabiliyor!
Kuzey Kore'de de aynı şey olmadı mı? Ülkenin lideri Kim Il Sung, veliaht olarak oğlu Kim Yung Il'i atadı. İkinci Kim, halen bu ülkeyi sosyalizm ve Marksizm adına yönetmektedir!
Romanya diktatörü Çavuşesku öldürülmeseydi onun da veliaht olarak oğlunu atayacağı söylenmişti.
İktidar tutkusu inanılmaz bir şey. Ne ideoloji dinliyor, ne yaşlanma, ne hastalık, ne de ölüm!