İletişim ve diktatörler

Diktatör olmanın da tadı tuzu kalmadı! Eski günlerde diktatör ne derse o olurdu. Hitler'in bir propaganda ilkesi vardı: Propaganda araçları 24 saat ve her mekânda etkisini göserecek şekilde kullanılmalıydı.

Diktatör olmanın da tadı tuzu kalmadı! Eski günlerde diktatör ne derse o olurdu. Hitler'in bir propaganda ilkesi vardı: Propaganda araçları 24 saat ve her mekânda etkisini göserecek şekilde kullanılmalıydı. Evde, okulda, trende her yerde aynı mesajla karşılaşan insan, mesajın doğruluğundan kuşku duymazdı.
Aynı ilkeyi Sovyetler Birliği gibi sol totaliter yönetimler de benimsedi. Sinema, gazete, radyo, televizyon, hatta daktilolar devlet denetimi altındaydı. Öyle olduğu sürece de insanların alternatif bir dünya düşlemeleri pek mümkün olmuyordu.
Bu denetim o kadar sıkıydı ki, Sovyetler'de basılan kent haritaları bile bilerek yanlış çiziliyordu. Bir Sovyet vatandaşının elindeki resmi haritaya bakarak yolunu bulması mümkün olmuyordu!
Aynı şekilde, Sovyet ekonomisi konusunda yayımlanan resmi istatistiki veriler de genelliklle yanlış ve yanıltıcıydı. Amerikan istihbarat örgütü CIA'in Sovyet ekonomisi hakkındaki bilgileri çok daha gerçek durumu yansıtıyordu!
Ama önce radyolar, arkasından uydudan yayın yapan televizyon kanalları, diktatörlerin kurduğu bilinç tekelini bozdu. İnsanlar, kendilerine anlatılan dünyayı sorgulamaya başladılar.
Bu sorgulama, Doğu Bloku'nun ve Sovyet imparatorluğunun yıkılışında önemli bir rol oynadı.
O zamandan beri iletişim teknolojileri daha da gelişti. Cep telefonları, internet çıktı, uydudan yayın yapan televiyon kanalları yaygınlaştı. Lincoln'ün o ünlü deyişiyle, "Bazı insanları her zaman, bütün insanları bazen kandırabiliyorsak, ama bütün insanları her zaman kandırmamız mümkün değilse" kapalı toplumlara dışarıdan sızacak bilgilerin yıkıcı bir etki yaratması beklenebilecek bir sonuç olacaktır.
İletişim devrimi, bir bakıma demokrasi devriminin dayanaklarıdan birisi olmaktadır.
Bunun son örneğini Pakistan'da gördük. Pervez Müşerref'e karşı gösteri düzenleyen öğrenciler cep telefonlarını ve interneti çok etkin bir biçimde kullanarak polisi şaşkına çevirmişler, mesajlarını hızlı ve etkin bir biçimde iletmeyi başarmışlar.
Pakistan'daki durum, diğer azgelişmiş ülke diktatörlükleriyle mücadele edenlere de örnek olacaktır. Teknolojik gelişmelerin diktatörlüklerin etkin örgütlemesini sağladığı doğrudur. Polis, dinleme ve gözetleme cihazlarıyla donatılıyor. Fakat, diktatörlere karşı savaşanlar da daha etkin iletişim araçları edinmektedir. Sonuçta hangi tarafın kazanacağını belirleyen pek çok başka faktör var kuşkusuz. Fakat, iletişimin rolü küçümsenecek gibi değil doğrusu!