İlk taş

Her yıl kurban bayramında korku filmlerini aratmayan manza-ralar yaşardık: Kan göllerinin üzerinden sıçrayarak geçer, pantolonumuza kan bulaşmasın diye paçalarımızı kıvırırdık.

Her yıl kurban bayramında korku filmlerini aratmayan manza-ralar yaşardık: Kan göllerinin üzerinden sıçrayarak geçer, pantolonumuza kan bulaşmasın diye paçalarımızı kıvırırdık. Bu yıl öyle olmadı. Ben bu bayram Turgutlu'dayım. İlk kez sokaklarda kan yok. Diyanet'in düzenlemesi (İstanbul'da olmasa da) pek çok yerde işe yaradı.
Biz Türkiye'de bunları tartışırken dünya iki Müslüman ülkedeki kurbanların durumunu tartışıyor. Birincisi, Pakistan'da dinciler tarafından kaçırılan Amerikalı gazeteci Daniel Pearl'ün bıçakla boğazının kesilmesi. Marifetlerini video kasete de çekmişler.
Bu olayda çarpıcı olan unsurlar var: O genç adamı öldürmekle hiçbir şey kazanmadıkları gibi, dünya kamuoyu önünde suçlu duruma düştüler ve 'ABD saldırısında haklıymış' yargısını pekiştirdiler. Tek kişi kızgınlıkla ve duygusallıkla böyle şeyler yapabilir. Ama koca bir örgütün, düşünüp taşınarak, karar vererek bunu yapması ne anlama gelir?
Ya 'kolektif cinnet' veya 'toplumsal histeri' diyebileceğimiz bir durum var ya da bu insanların kültürü, eğitimi, görgüsü, bilgisi ancak buna elverecek düzeydedir. Belki her iki koşul da geçerli, kim bilir?
Bizde yolda yürüyen insanlara satırla saldıran Hizbullah militanlarını ve Cezayir'de testereyle insan doğrayan dincileri anımsayınca, Pakistan'da gazeteci kesenlere şaşırmak için bir neden kalmıyor. Neden satır, bıçak, testere kullanıyorlar? Kurban kesme kültürünün bir devamı mı acaba, diye sormadan edemiyor insan.
Belli ki, 'Dünya kamuoyu bizi ilgilendirmez' diye düşünüyorlar, 'önemli olan Allah'ın rızasıdır.'
İkinci kurban, şeriat hukukunun uygulandığı Nijerya'dan bir kadın: Tecavüze uğramış, ama tecavüzü kanıtlayamadığı için şeriat mahkemesi zina ile suçlamış ve kadını idama mahkûm etmiş!
Belli ki Nijerya'nın da dünya kamuoyunu iplediği yok.
Kadın taşlanarak öldürülecek. İncil'e göre, fuhuş yapan Maria Magdelena da taşlanarak öldürülecekti. İsa, kadını kurtarmak için, "Her kim ki hiç günah işlememiştir, ilk taşı o atsın" dedi.
İlk taşı kimse atamadı. Çünkü herkesin işlediği bir günah vardı.
Şimdi İtalya'da, Nijeryalı kadını kurtarmak için 'İlk taşı atma' kampanyası başlatılmış.
Bütün dünyaya yayılması gereken bir kampanya bu: Mağdur insanları taşa tutarak öldüren bu adalet anlayışını savunanlar hâlâ var. Erbakan ve Tayyip Erdoğan gibi şeriatçılara rağmen Türkiye farklı bir yerdeyse, bunu 150 yıllık laikleşme sürecinin ulaştığı noktaya borçluyuz. Kıymetini bilelim.
(Not: Tayyip Erdoğan'ın 'Ben değiştim' sözünü, 'Bir görelim, bakalım' diye karşılamıştım. İçki yasağı ve doğum kontrolü konusundaki son çıkışlarından sonra şeriatçı çizgisinde hiçbir değişiklik olmadığına kanaat getirdim. Allah Türkiye'yi bu adamların iktidarından korusun.)