İncitmeden öldürmek

Dinlerin hemen hepsinde 'kurban' benzeri uygulamalar vardır. Bazılarında bir insan veya hayvan kurban edilir, bazılarında çeşitli yiyecekler sunaklarda Tanrı'ya sunulurdu.

Dinlerin hemen hepsinde 'kurban' benzeri uygulamalar vardır. Bazılarında bir insan veya hayvan kurban edilir, bazılarında çeşitli yiyecekler sunaklarda Tanrı'ya sunulurdu. Bu yiyeceklerin bir kısmı din adamlarının payı olarak ayrılır, geri kalanı da Tanrı'ya veya tanrılara ulaşacağı umuduyla yakılırdı.
İlkel dinlerde Tanrı'nın insanlar gibi yiyeceğe gereksinme duyduğu sanılırdı. Kurbanların bir diğer amacı da kan akıtarak Tanrı'nın
veya tanrıların gazabını yatıştırmak, ileride gelebilecek belaları böylece önlemekti. Tabii bu dinlerde Tanrı'nın kan istediği, kan olmadıkça yatıştırılamayacağı gibi bir inanç olduğu anlaşılıyor.
Bazı durumlarda kurban bir pazarlığın sonucuydu: "Oğlum sağ salim savaştan dönsün, sana bir deve kurban edeceğim ey İlah!" dendiği zaman söz konusu olan bir sözleşmeydi.
Tanrı oğlunu geri getirdiyse, devenin kurban edilmesi bir zorunluluk oluyordu. Aksi takdirde insanların başına her bela gelebilirdi.
Kurbanın başlıca hedeflerinden bir tanesi, toprağın verimliliğini artırmaktı. İlkel toplumlarda yaşlanmış mütekait kralları da bu uğurda kurban ederlerdi. Zira krallar kutsal olduğu için Tanrı tarafından daha makbul kurbanlar sayılacağı kanısı vardı.
Aztekler mısır törenlerinde binlerce kişinin diri diri kalbini çıkararak kurban ederdi!
Mısır'da ve Çin'de ulu bir kişi öldüğü zaman karıları ve hizmetçileriyle birlikte gömülürdü.
O toplumlarda kadınlar efendilerinin yaşaması için nasıl çırpınırdı, kim bilir!
İbraniler ve Asurlular kurban olarak çocuk yakarlardı. Hindistan'da Tanrıça Kali'nin müritleri her cuma günü bir çocuğu yakarak kurban ederdi. Japonya'da da insan kurban etme geleneği vardı.
Kurbanın bu kanlı geçmişine bakınca günümüzdeki uygulamaya diyecek fazla
bir şey kalmıyor doğrusu.
Hele de "Kurbanın amacı kan akıtma değil, fakir fukaraya et yedirmektir" denildiği zaman akan sular duruyor. Fakat ben kurbanın asıl amacının sosyal dayanışma olduğu, fakirlere et yedirmekten ibaret olduğu düşüncesine pek katılamıyorum. Öyle olsaydı, hayvanları kesmek gibi külfetli ve kanlı bir işe kalkışmak yerine insanların fakirlere para yardımı yapmaları çok daha pratik ve amaca hizmet eden bir seçenek olmaz mıydı?
Her neyse. Biz kendimizi kandırsak bile, kurbanlık havanların bir kısmını kandıramıyoruz galiba. Her Kurban Bayramı'nda olduğu gibi
bu bayramda da kesileceğini nasılsa sezen hayvanlar çareyi kaçmakta buldu. Uzun kovalamacalardan sonra yakalandılar ve kesildiler.
Gerçi Diyanet'in duyurusu vardı, "Hayvanları incitmeden kesiniz" diye. Ama hayvan bu, kesilirken incineceğini sanmış ki, can havliyle kaç babam kaç!
Oysa o kadar korkacak ne vardı ki?