Irak'ta federalizm ve laiklik

Irak'ta yaşananları izlerken midem bulanıyor. Sünniler 18 Şii polisi kurşuna dizdi. Soğukkanlılıkla, kameraya alıp internette göstererek. İftihar ederek.

Irak'ta yaşananları izlerken midem bulanıyor. Sünniler 18 Şii polisi kurşuna dizdi. Soğukkanlılıkla, kameraya alıp internette göstererek. İftihar ederek.
Daha birkaç gün oluyor, futbol oynayan çocuklar havaya uçuruldu. Sünniler mi Şiileri uçurdu, yoksa Şiiler mi Sünnileri, şimdi anımsamıyorum. Ama ne fark eder ki, onlar çocuktu nihayet.
Futbol oynamak isteyen çocuklar.
Hemen her gün Irak'tan gelen cinayet haberleriyle sarsılıyoruz. Böyle bir şeye alışmak mümkün değil. Ölüme alışılmıyor.
Irak faciası için herkes haklı olarak ABD'yi suçluyor. ABD, Irak'a müdahale etmese elbette bu dramlar yaşanmayacaktı.
Ama salt ABD'yi suçlamakla kalmamalıyız. Soğukkanlıkla adam öldürenlerin, çocukları havaya uçuranların hiç mi günahı yok?
Tamam iç savaşlar acımasız ve kanlı olur, siviller çok zarar görür. Ama Irak'taki iç savaş (sanırım 'iç savaş' deyimini yerinde kullanıyorum) özellikle acımasız ve kanlı. Katillerin bir taraftan insanları öldürürken aynı zamanda dine sarılması da çok çarpıcı. 'Sen Şiisin, ölümü hak ettin!' 'Sen Sünnisin sen de ölümü hak ettin!'
Sonra her iki taraf da iman tazeliyor: "İslam barış dinidir. Bir insan öldüren evreni öldürmüş gibi olur!"
Bu kargaşada en az zarar görenler işgalci askerlerdir! Savaş stratejisini hazırlayanlar belli ki şöyle düşünmüş: "Müttefikler yabancı, uzun süre burada durmaları mümkün değildir. Bizim asıl düşmanımız rekabet ettiğimiz diğer Müslüman ve Arap gruplardır. Mümkün olduğu kadar onları öldürüp yıldırmalıyım ki müttefik güçler çekip gittiği zaman duruma hemen hâkim olabileyim!"
Bu acı tablo bazı şeyleri öne çıkarıyor. Birincisi, belli ki Saddam'ın yönetimi Irak halkından bir ulus yaratma konusunda son derece başarısız olmuş. Belirli mezheplerin, etnik kümelerin, aşiretlerin zorla, baskı ile bir arada toplandıkları bir kamptan başka bir şey değilmiş Irak!
Amerika, Irak'ı işgal etmekle Pandora'nın kutusunu açmış. Şimdi nasıl kapatacağını bilemez halde. Fırsatını bulsa, kaçıp gidecek ama arkasında böylesine büyük bir yıkıntıyı bırakıp çekilmeyi hem kendine yediremiyor, hem de çıkarlarına aykırı buluyor olmalı. Ama has dostu İngiltere havlu atıp çekilmeye karar verdikten sonra, kendi içindeki savaş karşıtlarını da düşünecek olursak, Amerika'nın da işgali uzun süre devam ettirmek isteyeceğini sanmıyorum.
Sorun, utanç verici olmayan bir geri çekiliş formülü bulabilmekte ve Irak'ın kendi kendini yönetebileceği bir düzenleme yapabilmekte. Bunları gerçekleştirmek de kolay değil. Irak'ın parçalaması, bölünmesi istenmiyorsa, yapılacak iki şey var: Federal ve laik bir yapı! Bu düzenleme yapılabilir mi, onu bilmiyorum. Belki denense bile başarlı olamaz.
Fakat Türkiye açısından 'Aman bizi böler' diye karşı çıktığımız federalizmin Irak için bölünmeyi engelleyecek bir formül haline gelmesi ilginç. Arap dünyasınn pek de iyi gözle bakmadığı laiklik de, bu Irak cehenneminden kendini yöneten bir düzene geçmenin en makul yolu gibi gözüküyor!
Tabii ki bunları söylemek kolaydır. Önemli olan yapabilmekte. Amerika'nın gücü ve mahareti buna yetecek mi, hep birlikte göreceğiz.