İran usulü demokrasi

İran, dinciler için uzun zaman bir örnek oldu. Bir 'dinci modernleşme' örneği. Batı'dan farklı bir yol izleyerek Batı'yı geçmenin bir yolu gibi algılandı.

İran, dinciler için uzun zaman bir örnek oldu. Bir 'dinci modernleşme' örneği. Batı'dan farklı bir yol izleyerek Batı'yı geçmenin bir yolu gibi algılandı. Boşuna değil, Erbakan, iktidara gelince yaptığı ilk gezi İran'a olmuştu. Hatemi'nin yumuşak yönetimi bu beklentileri artırdı. Nihayet 'İslami bir demokrasinin' kurulduğu düşüncesi yaygınlaştı.
Oliver Roy ve Farhad Khosrojhavar ortaklaşa yazdıkları 'İran: Bir Devrimin Tükenişi' adlı kitapta şunları söylüyordu: "İslam devrimi bir geleneğin ani patlamasıyla ortaya çıkmamıştır: Kesinlikle dinselliğin yeniden formüle edilmesinin sonucudur... Devleti ele geçirmekten çok, devlet tarafından ele geçirilen ruhban sınıfı... Sonuç olarak devrim, yerli bir demokrasi tartışmasını mümkün kılmıştır. (Rehber Humeyni'yi açıkça eleştirmek dışında hemen hemen her şeyi söylemek mümkündür)." Bu yazarlar ruhban sınıfının yavaş yavaş politikadan çekildiğini, yerlerini dünyevi güçlere bıraktığını ileri sürüyordu.
İran'ın batılılaşmadan modernleşmenin İslami bir yolunu bulduğunu ileri süren başkaları da oldu: Kapitalistleşme, bürokratikleşme, kentleşme ve bireyselleşmenin sonucunda 'modernleşmiş' ve bir ölçüde sekülerleşmiş bir İran beklentisi yayılmaya başlamıştı.
Ta ki yeni Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'a kadar. Ahmedinecad, işlerin hiç de o kadar kolay olmadığını ortaya koydu.
İran'dan gelen haberleri demokrasiyle bağdaştırmak pek mümkün gözükmüyor. Kılık kıyafet kurallarına uymadıkları için son zamanlarda gözaltına alınanların sayısı 150 bin kişiyi bulmuş. Çoğu kadın.
Üniversitede çıkardıkları dergide 'Peygamber de, dini lider Ali Hamaney de yanılmaz değildir' diye yazma cesaretini gösteren öğrenciler hapishaneyi boyladı. (Yöneticiler, askerler, polisler her şeyi bildikten sonra üniversitelere ne gerek vardı, bilmiyorum!) Ulusal Güvenlik Konseyi basın kuruluşlarına yasak konuların listesini gönderdi... Profesörlerin denizaşırı konferanslara katılması yasaklandı... Basın, internet ve telefon üzerindeki kısıtlamalar sıklaştırıldı...
Ve bütün bunları utangaç bir şekilde yapmıyor İranlı yetkililer. Dünkü gazetelerde rejime aykırı giyinen bir delikanlının cezasının nasıl infaz edildiğinin fotoğrafı vardı: Helâda kullanılan ibrikten su içmeye zorlanıyordu!
Yorumlar çeşitli. Ahmedinecad yönetiminin ekonomik sıkıntı nedeniyle asabı bozulduğu için böyle davrandığını söyleyenler var.
Olabilir. Fakat şurası muhakkak ki İran'da bir demokrasi olduğunu, Batı taklidi olmayan İslami bir demokrasi uygulamasının dünyaya örnek olarak sunulacağını söylemek için henüz pek erken.
En tehlikelisi de içeride baskı uygulayan rejimlerin, kendilerini mazur göstermek için yurtdışında da kendilerine düşman yaratma huylarıdır.
Füzeleri ve atom bombaları olan sinirli bir İran, Ortadoğu'nun kaynayan ortamında hiç de hayra alâmet değil doğrusu!