Irkçı mıyız, değil miyiz?

Bir süredir sıkı bir tartışma var: Türkler ırkçı mıdır, değil midir? Herkes bir şey dediğine göre, ben de bir şeyler desem iyi olacak.</br>Her şeyden önce...

Bir süredir sıkı bir tartışma var: Türkler ırkçı mıdır, değil midir? Herkes bir şey dediğine göre, ben de bir şeyler desem iyi olacak.
Her şeyden önce, 'Türkler ırkçıdır' veya 'Türkler ırkçı değildir' türünden genellemelerin yanlış olduğunu düşünüyorum. 'Hepimiz Ermeniyiz!' diye bağıranlar da bu toplumdan çıktı, Hrant Dink'i öldürenler de.
Öte yandan, bir görüşe göre, Türklerin isteseler bile ırkçı olmamaları gerekir, zira 'Türk ırkı' diye bir şey yoktur! Malumu âliniz, ırk, sosyolojik değil, biyolojik bir kategoridir. Derinin rengine, kafatasının biçimine, yüz hatlarına göre bir ırktan olduğunuz iddia edilir. 'Üstün ırk' fikri de çoktan iflas etmiş bir saçmalıktır.
İsmet Berkan dünkü yazısında Türki cumhuriyetlere yaptığı ziyaretlerin sonucunda edindiği izlenimi aktarıyordu: "Türk ırkı diye bir şey yok!" diyordu özetle. Fakat bunu görmek için o kadar uzaklara gitmeye de gerek yoktu sanırım. Şöyle kalabalık bir caddede yürüyün, birbirine benzeyen iki insan göremezsiniz. Sarışını, esmeri, çekik gözlüsü, mavi gözlüsü, hepsi dünyanın farklı bir köşesinden kopup gelmiş insanlar.
Bunu da doğal karşılamak lazım. 'Anadolu bir köprüdür' der dururuz. E işte köprü olmanın sonucu budur. Tarih boyunca binlerce yıl, yüzlerce kavim
bu topraklardan gelmiş geçmiş, geçemeyenler de yerleşmiş kalmış. Irk esasına dayalı bir ayrımcılığın en geçersiz olacağı yerlerden birisi Türkiye olmalı.
Bazen arkadaş toplantılarında soracağım tutar: "Kökeniniz nedir?" Genellikle inanılmaz renklilikte bir tablo çıkar ortaya: "Arnavut, Arap, Boşnak, Çerkes, Laz, Kürt, Abhaz..."
Bu az bulunur bir çeşitliliktir. Amerikalılar ülkelerini çok farklı kültürleri eriten bir çanağa benzetir. Haklıdırlar. Fakat Türkiye'de izlenen çeşitlilik hiç de daha az değil, diye düşünüyorum. Ve bunda
ayıplanacak, utanılacak, çekinilecek bir yan da göremiyorum. Tam tersine, bu farklı kökenlerden ortaklaşa bir ulus yarattığımız için övünmemiz gerekir.
İsmet Berkan, Türk ulusunun temellerini olmayan bir ırkta değil, Türkçede ve Türk kültüründe aramamız gerektiğini söylüyor ki katılmamak mümkün değil. Bir koşulla: 'Türk kültürü' dediğimiz şey, binlerce yıl süren bir birikimin sonucudur ve Orta Asya'daki atalarımızdan kaynaklandığı gibi, Anadolu'dan da gelen damarlara sahiptir.
Şimdi Murat Belge'nin söylenmeye başladığını işitir gibiyim: "İyi ama Türk ırkından söz eden, bu uğurda adam öldüren kişiler yok mudur?
Bunlara ne diyeceğiz?"
Ne diyelim, 'ırkçı' diyeceğiz tabii. Benim veya İsmet Berkan'ın söyledikleri Türklerin neden ırkçı olmaması gerektiğini anlamamıza yarar. Ama kendine göre bir ırk tanımı yapan (dört kuşak boyunca saf kan Türk anadan babadan doğmuş olmak gibi), ırkçı söylemin, zihniyetin ve davranışın bütün özelliklerini sergileyen insanlara 'ırkçı' demeyip de ne diyecektik?
Bu insanların 'ırkçı' düşüncelerinin sağlam biyolojik veya felsefi temellere dayanması gerekmiyor. Zaten öyle temeller de yok. Bu insanların kendi yarattıkları efsanelere (mitos'a) kendilerinin inanması yeterlidir. Olaya böyle bakarsak Türkiye'de ırkçı eğilimlerin olduğunu, hem de çok güçlü olduğunu kabul etmek gerekecektir.
Ama gene de asıl tartışılması gereken şeyi tartıştığımız kanısında değilim. Bunu da gelecek yazımda ele alayım.