Irkçılığa karşı bilim

Bilim, ırkçılığa ağır darbe vuruyor, ama unutmayalım ırkçılık, Nazizm, faşizm, geçen yüzyılın bilimsel olarak en gelişmiş toplumlarında ortaya çıkmıştı.

Irkçılığın da tadı kalmadı galiba. DNA araştırmaları 'üstün ırk' kavramını yerden yere çalıyor.
Irkçılığın yediği en büyük darbe İkinci Dünya Savaşı'nda yenilmeleri değildi. Daha büyük darbeyi DNA testleri indirdi. DNA sayesinde öğrendik ki, ilk insanlar Afrika'da, şimdiki Habeşistan'ın güneyinde bir yerde ortaya çıkmış. Allah mı yarattı, evrim yoluyla hayvandan mı türediler, ayrı bir tartışma konusu. Fakat nasıl ortaya çıkmış olurlarsa olsunlar, büyük bir olasılıkla zenci oldukları anlaşılıyor.
Zenci olanlar sadece Hazreti Adem'le karısı Havva değildi kuşkusuz. Adem'le Havva'dan türeyen ilk peygamberlerin hepsinin zenci olduğu anlaşılıyor. Adem'le Havva öyküsüne inanmasanız bile ilk insanların Afrika'nın göbeğinde sarışın mavi gözlü olduğunu iddia etmek zor gözüküyor.
Böylece ilk insanların Afrika'da yaşamış olan zenciler olduğunu kabul etmek zorunda kalan insanların biyolojik temele dayalı ırkçı laflar etmesi gittikçe zora varacaktır.
Gün geçmiyor ki, ırkçı önyargıları sarsan bir bilimsel kanıt ortaya çıkmasın. Geçenlerde yapılan bir araştırmada, Cengiz Han'ın torunlarından birinin İngiltere'de matematik profesörü olduğu ileri sürüldü.
Artık dünyada 'safkan' denebilecek bir ırkın (veya topluluğun) bulunmadığı anlaşılıyor. Dünkü gazetelerde yer alan bir habere göre, İtalya'nın Toskana bölgesinde yerleşmiş olan Etrüsklerin buraya Anadolu'dan göç ettikleri anlaşılmış!
Birkaç yıl önce Eskişehir'in bir köyünde yapılan bir DNA testi araştırmasında, o köyde yaşayanların, 8 bin yıl önce aynı yerde yaşamış olan kişilerle akraba oldukları anlaşılmıştı. Zavallı köylüler gözyaşları içinde ağlaşıp durmuştu: "Ne yani bizim kökenimiz Orta Asya değil mi?"
Maalesef değildi!
Özellikle Anadolu, binlerce yıl kavimlerin geçiş yolu üzerinde bulunan bir yer olarak 'safkan' bir ırkın barınabileceği bir toprak değildir. Anadolu insanı belki de dünyanın en çok karışmış topluluklarından birini oluşturur. Bu toplumda biyolojik temele dayalı bir ırkçılık yapmak kadar abes ve saçma bir şey olamaz.
Son yıllarda hızla gelişen ve yaygınlaşan DNA testleri biyolojik temele dayalı bir ırkçılığın geçersiz olduğunu göstermektedir. Fakat, kültürel temele dayalı bir ırkçılığın yaygınlaşmaması için hiçbir neden yok!
Irkçılık bahane, asıl neden insanların önyargılarıdır. Eleştirel düşünce kıtlığıdır.
Üstün olma (ve bu yolla tatmin olma) arzularıdır. İnsanlar bu niteliklerini korudukları sürece 'biz'in 'onlar'dan daha üstün olduğunu iddia etmeye ve bu iddia doğrultusunda davranmaya devam edeceklerdir.
DNA çalışmalarının bazı önyargıların yıkılmasına gene de katkısı olacaktır sanırım.
Ama unutmayalım, ırkçılık, Nazizim, faşizim, geçen yüzyılın bilimsel olarak en gelişmiş toplumlarında ortaya çıkmıştı. Salt bilimsel çalışmaların kökten çözeceği bir sorun değil bu.