İşin sosyoekonomik boyutu

Sınır ötesi operasyon yapılırsa her şeyin birden düzeleceği, sorunların hemencecik çözüleceği beklentisi doğdu ki bu pek doğru değil.

Sınır ötesi operasyon yapılırsa her şeyin birden düzeleceği, sorunların hemencecik çözüleceği beklentisi doğdu ki bu pek doğru değil. Gerektiği zaman sınır ötesi operasyon yapılmalıdır ve bu operasyonlar sonuç alınmasına olumlu katkı yapacaktır, bundan hiç kuşku yok. Fakat 23 yıldır sürüp giden PKK terörünün bir çırpıda, bir operasyonla biteceği yok. Uzun dönemli bir mücadeleye hazır olmak gerekiyor.
Sınır ötesi operasyonun kendi güçlükleri ve sınırlılıkları var. Yabancı bir arazide, dost olmayan bir çevrede, küçük birliklerle hızla hareket eden çetelerle uğraşmak hiç de kolay değil. Önceden saptanmış olan hedefler her an değişebilir. Yerli halkın arasında kamufle olmuş teröristleri sivil halka zarar vermeden etkisiz hale getirmek hiç de kolay değildir.
Askeri hedeflerin hepsine ulaşılsa bile sorun tam olarak çözülmüş olmayacak. Zira sorun salt askeri değildir. Güneydoğu insanının sosyoekonomik sorunları, askeri sorunlardan daha büyük bir önem taşıyor. Diyarbakır, işsizlik ve fakirlik açısından Türkiye'nnin en sorunlu ilidir. Güneydoğu, diğer bölgelerle karşılaştırıldığında eşitsizliklerin en fazla hissedildiği bölgedir.
Şimdiye kadar terörün sosyoekonomik nedenlerine değinmek, solcuların, gerçekçi olmayan akademisyenlerin, kitap kurtlarının işi sayılırdı. Gerçekçi olan politikacılar ve asker böyle şeyler söylemezdi. Terörün sosyoekonomik nedenlerinden söz etmek, bir bakıma PKK'ya koz vermek, bu terör örgütünü haklılaştırmak gibi görülürdü.
Geçenlerde ilk kez bir asker terörün sosyoekonomik boyutuna değindi, Kara Kuvvetleri Komutanı, "23 yıldır mücadele ediyoruz, terör örgütünü bitiremedik" dedi, "önemli olan örgüte katılımların engellenmesidir. Bunun için gerekli olan önlemlerin alınması lazım!"
Komutan, "Biz asker olarak üzerimize düşeni yapıyoruz, ama bu sadece askeri bir konu değil, sosyoekonomik yönleri de olan bir sorundur" diyerek parmağıyla politikacıları gösteriyordu.
Gerçekten de bu ülkede senelerce silahlar sustu. Politikacılara sorunları çözmek için değilse bile çözmeye başlamak için yeteri kadar zaman tanındı.
Ve bu süre içinde hemen hemen hiçbir şey yapılmadı.
Bırakın çözüm üretmeyi, senelerce süren ve 30 bin kişinin ölümüne neden olan terör olaylarının nedenlerinin çözümlenmesi için bile çaba harcanmadı. 'Apo gitti, kavga bitti' diye düşünüldü.
Öyle olmadığı ortada.
Askerler mücadeleyi sürdürecek, sınırın ötesinde berisinde. Fakat bu mücadelenin kalıcı sonuçlar verebilmesi için Güneydoğu'nun sosyoekonomik sorunlarının çözülmesi, bunu sağlayacak projelerin üretilmesi gerekir. Bu da sivillerin sorumluluğudur.
Dünkü Radikal'in manşetinde Diyarbakır Barosu'nun, Tabibler Odası'nın ve işadamlarının PKK'ya çağrısı vardı: 'Silahı bırakın!' Anımsayabildiğim kadarıyla ilk kez böyle bir şey oluyor.
Yöre ekonomisinin ulusal ekonomiyle bütünleşmeye başladığının bir göstergesi olmalı bu çıkışlar. Asıl çözüm burada yatıyor. Fakat daha gidilecek uzun bir yol var.