İslam ve şiddet

Geçenlerde bir yazımda 'Allah göstermesin' dediğim için bir okurum not gönderdi: &quot;Sen Allah'a inanmıyorsun ki, nasıl 'Allah göstermesin' dersin!&quot;</br>Bunu görünce iki şey geldi aklıma.

Geçenlerde bir yazımda 'Allah göstermesin' dediğim için bir okurum not gönderdi:
"Sen Allah'a inanmıyorsun ki, nasıl 'Allah göstermesin' dersin!"
Bunu görünce iki şey geldi aklıma. Birincisi, dilimizde çok sayıda 'Allah' sözünü içeren sözcükler ve deyimler vardır: "Allahaısmarladık, allahlık, Allah göstermesin, Allah bağışlasın, Allah aşkına, Allah bereket versin, Allah gözünü doyursun..." Liste uzar gider. Bu deyimleri kullanmadan yazı yazmak veya konuşmak neredeyse imkânısızdır. Ve bu deyimler belirli bir 'seküler' durumu anlatmak için kullanılır, 'Allah'a doğrudan değil, dolaylı bir referans vardır. 'Bu deyimleri sadece Allah'a inananlar kullanabilir, başka kimse kullanamaz' demek kabul edilemez bir anlayışsızlık örneğidir.
İkincisi, değerli okurum benim Allah'a inanmadığımı nereden çıkardı, anlayamadım. Hiçbir yazımda veya konuşmamda 'Allah yoktur' demedim. Hatta pek çok yazımda ve konuşmamda Allah'ın olması ihtimalinin, olmaması ihtimalinden daha fazla olduğunu ifade ettiğimi anımsıyorum.
Buna rağmen okurlarımdan bir kısmı benim 'ateist' olduğumu düşünür. Neden? Yanıtı çok basit sanırım: Laikliği savunurum da ondan.
Benzer bir durumla birkaç gün önce çıkan bir yazımla ilgili olarak karşılaştım. 'İslam ve şiddet' konusunu ele aldığım yazımda şu soruyu tartışmaya çalıştım: Şu anda dünyadaki önemli şiddet olaylarının hemen hemen hepsi İslam ülkelerinde ortaya çıkmaktadır ve bu olaylarda genellikle Müslümanlar birbirlerini öldürmektedir. Irak'tan başlayan şiddet tablosunda Lübnan, Filistin, Sudan, Afganistan, Somali gibi ülkelerin yanı sıra El Kaide, Taliban, Hizbullah.. gibi örgütler de bulunmaktadır. İran da her an kendisini bir savaşın içinde bulabilir.
Bazı okurlarım, tepki göstererek 'İslam dinini şiddetin kaynağı olarak göstermişsin' diye karşı çıktı. Gene şaşırdım kaldım. Ben o yazımın hiçbir yerinde 'İslam dini şiddetin kaynağıdır' demedim. Demem de. Çünkü böyle bir ifade gerçeği yansıtmaz.
Tam tersine. Yazının bitiş paragrafında, gözlenen bu durumu açıklamak için aydınların, bilim adamlarının ve politikacıların konuyu tartışması gerektiğini söyledim. Şahsen benim kapsamlı bir açıklamam yok. Fakat, 'Şiddetin kaynağı İslam dinidir' gibi sığ ve tarihsel gerçeklere ters düşen bir açıklamanın yanlış olacağını düşünüyorum. Bunu seneler boyu yazdığım pek çok yazıda da belirttim..
Fakat, açıklanması gereken şaşırtıcı bir durumla karşı karşıya olduğumuz da bir gerçek: Şu anda dünyada sıcak çatışma yaşanan olayların hemen hepsi yanılmıyorsam Müslüman ülkelerde ortaya çıkmış gibi gözüküyor. Ben o yazımla sadece bu olguya işaret ettim ve "Bunun nedenini tartışalım" dedim.
ABD'nin saldırganlığına gelince, bu da ortada duran açık bir gerçek. Fakat dünyada her olup biteni ABD'nin ve İsrail'in komplolarına bağlamak her şeyi açıklamıyor. Bu tür açıklamaların birkaç sakat yanı var: ABD'yi ve İsrail'i olduğundan güçlü, İslam ülkelerini de güçsüz ve edilgen göstererek pasifist bir bakış açısını getiriyorlar. Bunun sonucu yenilgiyi peşinen kabul etmektir. İkincisi, bu anlayış, bilimsel bir bakış açısı ve bir model getirememektedir. Ve gözümüzün önünde olup biten son derece önemli bazı gelişmeleri görmezlikten gelerek gerçeklere sırt çevirmemize neden olmaktadır.
Son olarak şunu söylemek isterim, "Dünyadaki sıcak çatışmaların hemen hepsi neden Müslüman ülkelerde karşımıza çıkıyor" sorusunun tek bir yanıtının bulunduğunu sanmıyorum. Ve bu durumun böylece sürüp gideceğini de düşünmüyorum.