İslamcıların zaferi mi?

'İslamcıların Kemalistlere karşı zaferi!' </br>Pek çok yabancı gazete son seçim haberini böyle verdi. Oysa Türkiye'deki hava hiç de böyle değil.

'İslamcıların Kemalistlere karşı zaferi!'
Pek çok yabancı gazete son seçim haberini böyle verdi. Oysa Türkiye'deki hava hiç de böyle değil. Görebildiğim kadarıyla kimse AKP'yi 'İslamcı' kategorisine koymadı. AKP ve Erdoğan da böyle görünmemek için büyük bir çaba harcadı. 'Vitrin' için ithal edilen adaylar da İslamcı görüntüyü silme çabasının bir ürünüydü. AKP, seçim kampanyası boyunca 'din,' 'türban' gibi konulara girmemeye özen gösterdi.
Bunun tersi olsaydı, AKP liderleri İslamcı esaslara dayanan bir kampanya yürütseydi, 'Rektörler türbanın önünde selam duracak' deseydi veya 'camiler kışlamız' diye manzumeler okusaydı, İslami ekonomiden, İslami Ortak Pazar'dan söz etseydi, laikliğe saldırsaydı, bu sonucu alabilirler miydi? Hiç sanmıyorum!
Bu durumda 'İslamcıların Kemalistler karşısında kazandığı bir zafer'den söz etmenin pek bir anlamı yok sanırım.
Seçim zaferinden sonra Erdoğan'ın yaptığı konuşma da bu konudaki endişeleri gidermeye yönelikti. Erdoğan, Anayasa'da yer alan Cumhuriyet'in temel ilkelerine ve tabii laikliğe bağlı olduklarını özenle belirtti. Seçim sonuçlarını değerlendirirken bu sözlere dikkat etmek gerekir.
Erdoğan'ın muhalefet liderlerini araması, geçmişin hesaplarını unutalım, yeni bir sayfa açalım, demesi de güzel ve yerinde jestlerdi. İnşallah devamı gelir!
AKP'nin ilk seçim başarısına 'geçici, rastlantısal' bir durum olarak bakılabilirdi. Fakat bu ikinci seçim başarısından sonra artık kimse AKP'yi gelip geçici bir olgu olarak göremez. Tam tersine, merkeze yerleşmiş olan, kurumsallaşma sürecine giren, belki de çok uzun yıllar Türk siyasal yaşamında etkili olacak bir siyasal partiyle karşı karşıyayız.
Kurumsallaşmanın en belirgin özeliği, partinin kişilere bağlı olmaktan kurtulmasıdır. Demirel çekilince DYP, Özal çekilince ANAP çöküyorsa, bu partiler kurumsallaşamadığı içindir. Bir partinin kurumsallaşması kısa sürede gerçekleşmez. Avrupa'nın siyasal partileri genellikle uzun zamandır varlıklarını sürdüren örgütlerden ve geleneklerden oluşur. Bu kurumsal yapılar, demokrasinin işlemesinde büyük pay sahibidir.
Bizde siyasal partiler genellikle yaşlanmaya fırsat bulamadıkları için kurumsallaşmıyor ve bu durum demokrasinin işleyişinde aksamalara, sürprizlere, bunalımlara yol açıyor.
Aklıma gelmişken, iki eski 'hayat kadını' aday olmuştu. Ne oldu, kaç oy aldılar acaba? Aslında bu son seçim aday çeşitliliği bakımından son derece ilginç ve renkliydi. Toplumda artan bireyselleşmenin de bunda bir katkısı olmalı diyorum.
Bakalım bu renkler Meclis'e nasıl yansıyacak?