İstikrar ve istikrarsızlık

Yüzde 48'e varan bir oran, sanıldığı gibi istikrar değil, korkarım istikrarsızlığın habercisi.

Gerçekten AKP yüzde 48'i bulacak mı? Dünkü Radikal'de yayımlanan KONDA araştırmasına göre, evet, bulacak!
Doğrusu böyle bir sonucu ben tahmin de etmiyorum, temenni de.
Temenni etmeyişim, böyle bir sonucun AKP yönetimine, özellikle de Erdoğan'a aşırı bir özgüven vermesi ihtimalidir.
AKP yöneticilerinde şöyle bir hava doğdu: Biz ne etsek güzeldir ve doğrudur! En olmadık şey için en akla gelmedik bahaneyi buluruz (Erdoğan'ın servetini düğün hediyleriyle açıklaması gibi veya dokunulmazlıkları kaldırmama gerekçesi olarak bürokratların da dokunulmazlıkları olduğu bahanesini ileri sürmek gibi) ve halk bize inanır. Kamu malını özel çıkarlarımız için kulanırız, halk sesini çıkarmaz, hatta bize olan desteği daha da artar!
Hele de Erdoğan! Zaten yetkileri elinde toplamaya eğilimli bir kişi. Seçimde büyük bir başarı sağlarsa 'Ben galiba erdim, ne yapsam ne etsem doğru çıkıyor!' diye düşünecek ve daha önce gösteremediği dişlerini ve tırnakalarını çıkarmaya başlayacaktır.
Korkum o ki, böyle bir güç ve sınırsız iktidar vehmi AKP'de şu ana kadar bastırılmış bazı arzuların ortaya çıkmasına yol açabilecektir. Bu durum hem eğitim uygulamalarında, hem atamalarda, hem de yerel yönetimlerde kendisini gösterebilir.
AKP'nin yüzde 48 oy almasını istikrar adına sevinçle karşılayanlar olacaktır. Bu durum başlangıçta güven ve istikrar ortamı sağlayarak Ali Babacan'ın deyimiyle '120 kilometre hızla duvara çarpmamıza' engel olsa bile, zamanla iktidar sahiplerinin aşırı güven duyguları yüzünden yanlış kararlar almasına, dengeleri bozmasına, istikrarsız bir ortamın doğmasına neden olabilecektir.
Daha da kötüsü, yüzde 48 ile büyük bir güç sağlayacak olan Erdoğan'ın çok çabuk karar değiştiren, pek çok konuda derinlemesine düşünmeden karar veren bir kişiliğe sahip olmasıdır. Cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi. Cumhurbaşkanını Meclis mi seçsin, doğrudan doğruya halk mı seçsin, cumhurbaşkanının yetkileri ne olsun (hem halka seçtirip hem de yetkilerini kısmak biraz garip olmaz mı?)... Buna benzer pek çok konuda durmadan karar değiştiren bir Başbakan, hele de iyice güçlendikten sonra istikrara katkı mı yapar, yoksa istikrarsızlığı mı artırır, düşünmeye değer.
Bu arada laikliğe karşı tavırları olan bir kişiyi Başbakanlık Müsteşarı olarak senelerce koruyup kollayan, sounda da bu zatı milletvekili adayı yapan Erdoğan'ın ne kadar 'değiştiği' sorusu hâlâ geçerliliğini korumaktadır.
Yüzde 48 gibi bir oy oranı sanıldığı gibi istikrarın değil, korkarım istikrarsızlığın habercisi olabilir. Dün bu konuya değinen Altan Öymen, "KONDA araştırması doğru çıkarsa, AKP'lilerin saplantılı davranışları ölçüsüzleşebilir. Bunu önlemek seçmenin işi" diyordu.
İnşallah!