İyi faşizm

Bazı insanlar eriyor. Ermiş oluyor. Ondan sonra ne söyleseler, ne yapsalar yeridir, doğrudur, diye düşünüyorlar.

Bazı insanlar eriyor. Ermiş oluyor. Ondan sonra ne söyleseler, ne yapsalar yeridir, doğrudur, diye düşünüyorlar.
Birinci AKP hükümeti döneminde AKP'nin ermiş kişisi Bülent Arınç'tı. Durup durup olmayacak bir laf eder, insanlar oturur günlerce o lafı tartışır, sonra tartışmaktan vazgeçerlerdi. Bülent Arınç'ın ermişliği Meclis Başkanlığı ile sınırlı olmalı ki, başkanlığı bıraktığından beri keskin ve sarsıcı laf etmez oldu.
Ama mevkii boş kalmadı. Şimdi onun yerini Mehmet Ali Şahin aldı. Mehmet Ali Şahin durup durup öyle bir laf ediyor ki, evlere şenlik! Ancak bakan olmanın sağladığı bir tür manevi dokunulmazık zırhına güvenerek bu sözleri ediyor olmalı, insan ermeden bunları nasıl söyler bilmiyorum.
PKK'nın serbest bıraktığı sekiz er için söylediklerini anımsatmaya gerek var mı? "Serbest bırakılmalarına sevinemiyorum!" demişti. Yani o gençlerin öldürülmesini tercih edermiş gibi. Yeteri kadar cenaze görmemişiz gibi!
Bu sözler tepki yaratınca da, "Ben öyle demek istemedim" dedi. Ne demek istediğini de pek kimse anlayamadı.
Şahin'in son çıkışı da en az 'Sekiz er vakası' kadar ilginçtir. Biliyorsunuz, sigara içme yasağının genişletilmesi için bir yasa teklifi görüşülüyor. Mehmet Ali Şahin, bu yasakla ilgili olarak, "Vatandaşın elinde tutacağı bir tek sigarası kaldı" dedi, "ona da müdahale edilmemesi gerektiğini düşünüyorum!"
İşte inci değerinde bir söz, diye düşündüm bunu görünce.
Vatandaş efkârlandığı için, sigara içiyor, ona karışmayalım, diyor sayın Şahin.
Vatandaş kanser olacakmış, pasif içicilerin günahı neymiş, çocuklar, bebekler, yaşlılar dumanaltı oluyormuş, sigaranın neden olduğu hastalıkların tedavisi için harcanan paranın hesabını kim tutacakmış... Bunlar sayın Bakan'ı pek ilgilendirmiyor belli ki.
Fakat Mehmet Ali Şahin'in sözlerinde bir de itiraf gizli değil mi? "Vatandaşın elinde sigarasından başka neyi kaldı ki?" diyor.
Sayın Şahin, AKP olarak beş yıldır iktidardasınız. Sizin devri saltanatınızda vatandaşın elinde kala kala bir sigara kaldıysa ve vatandaş size tahammül edebilmek için kanser olmayı göze alıyorsa, suçu biraz da kendinizde aramanız gerekmez mi?
Şahin'in bir itirazı da sigara içme yasağının uygulamada pek işlemeyeceği yönünde. Halkın sağlığı için iyi bir yasaysa, neden uygulanmasın? Ama işin başında Adalet Bakanı böyle kuşku belirtirse, elbette bu yasanın uygulanması kolay olmaz.
Eskiden şehirlerarası otobüslere sigara dumanından giremezdiniz. Bu o kadar doğal kabul edilirdi ki, engellenileceğine kimse inanmazdı. Ben de inanamazdım.
Ama sigarayı kısıtlayan yasa uygulandı ve şimdi şehirlerarası otobüslerde nefes alabiliyoruz.
Biz bunları tartışırken Amerika'da sigaranın evlerde de yasaklanması gündeme geldi. Nasıl uygulanacak bilmiyorum, ama uygulanabilirse çok iyi olur!
Sigarayı sınırlama kampanyası yapanları 'faşistlikle' suçlayanlar var. Onlara diyorum ki, gittikçe kirlenen şu dünyada soluk alma hakkını, kanser ve kalp hastası olmama hakkını savunmak, hiç sigara içmeyenlerin bile risk altında kalmasını protesto etmek faşistlikse, evet ben bir faşistim!
Sizi de faşist olmaya davet ediyorum!