İyiliği yasaklamak!

Boşuna dememişler, 'Aşırı uçlar birleşir' diye. Aşırıya varan şeyler sonunda kendi özgün amaçlarının tersine dönüşebiliyor.</br>Komünizmin amacı eşitlik ve özgürlük sağlamaktı.

Boşuna dememişler, 'Aşırı uçlar birleşir' diye. Aşırıya varan şeyler sonunda kendi özgün amaçlarının tersine dönüşebiliyor.
Komünizmin amacı eşitlik ve özgürlük sağlamaktı. Marx da yazılarında bunu açıkça belirtir. Komünist ilkelere göre yönetilen bir toplumda insanlar zamanlarını istedikleri gibi kullanacak, yeteneğine göre topluma katkıda bulunacak, gereksinmelerine göre toplumun kaynaklarından yararlanabilecekti. İnsanın yabancılaşması sona erecekti.
Olmadı. Büyük bir düş, gürültüyle yıkıldı gitti. 'Eşitlik' amacını gerçekleştirmek için başvurulan aşırı zorlamalar tam tersi sonuç verdi, eleştirinin yok olduğu toplumda eşitsizlik egemen olmaya başladı.
Benzer bir paradoksu 'liberalizm' uygulamasında gördük. 'Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler' ilkesine göre hareket eden kapitalist toplumlarda kısa zamanda tekeller her şeye egemen oldu ve sağ otoriter yönetimler kuruldu. Özgürlükler yok oldu.
Benzer bir paradoksla din alanında karşılaşıyoruz. 'Dinin amacı nedir?' diye soracak olsak verilecek yanıt hazırdır:
Din kurumunun iki büyük amacı vardır.
Birincisi bireyin yaşamına anlam katmak, varoluş sorununu açıklamak,
ölüm sorunsalına kabul edilebilir bir yanıt vermektir.
İkincisi, toplumsal düzeni sağlamak, yardımlaşma ve dayanışmayı artırmak, sevgi ve saygıyı yaygınlaştırmaktır.
Din kurumu çoğu kez bu amaçlarına hizmet edebiliyor. Aşırıya vardırılmadığı sürece!
Soldaki ve sağdaki örneklerde gördüğümüz gibi, aşırıya vardırılan din, kendi özgül amaçlarına ters düşebilmektedir.
Bunun çarpıcı bir örneğini birkaç gün önce gördük. Müslümanlığı kabul eden ve Suudi Arabistan'da İslam araştırmaları üzerine eğitim gören Nijeryalı İbrahim Laval 63 yaşındaki hasta bir kadını hastaneye götürdüğü için hapis cezasına çarptırıldı! 'Erdemi Teşvik ve Günahı Önleme Komisyonu' tarafından tutuklanan Laval, 'Bir kadınla yalnız kalma'
suçundan 50 gün hapis yatacak!
Hapis günleri boyunca bay Laval derin derin düşünecektir: "Benim kabul ettiğim din bu muydu? Bir din, yaşlı bir kadına yardımı nasıl olur da yasaklar? Nerede kaldı yardımlaşma, dayanışma, büyüklere saygı?"
Yazık ki aşırıya vardırılan, bağnazlaşan her düşünce (asıl amacı ne kadar yüce olursa olsun) kendinin tersi sonuçlar vermektedir. Dinlerde de böyledir, siyasette de. Engizisyonları ve Haçlı seferleriyle dünyaya karanlık bir çağ yaşatan Hıristiyanlığın Hz. İsa'nın barışçı öğretisiyle ne ilişkisi vardı ki?
'Ama bizde böyle şeyler olmaz' demeyin! Madımak Oteli'nden Kahramanmaraş'a, Çorum'a, Yozgat'a, Hrant Dink'e, misyoner cinayetlerine, Hizbullah'ın mezar evlerine, İstanbul'da bombalanan sinagog olayına kadar yakın geçmişimiz hiç de parlak sayılmaz!
Aşırıya kaçmak çoğu kez erdeme ket vuruyor.