Kaç kutuplu dünya isterdiniz?

Dış politikada sorunların ortaya çıkışı trafik kazalarına benziyor. İnsanlar trafikte kaza yapıncaya kadar hiç kaza yapmazmış veya yapmayacakmış gibi hissederler.

Dış politikada sorunların ortaya çıkışı trafik kazalarına benziyor. İnsanlar trafikte kaza yapıncaya kadar hiç kaza yapmazmış veya yapmayacakmış gibi hissederler. Ta ki olmadık bir anda, olmadık bir biçimde, aptalca bir hareketle kazayı yapana dek.
Dış politikada da felaketler bir trafik kazası gibi aniden ortaya çıkar, insanları ve toplumları umulmadık yönlere doğru savurur, daha önce kestirilemeyen sonuçları yaratır.
ABD'nin Irak'ta karşılaştığı durum biraz böyle oldu. Amerika üstesinden gelemediği bir direnişle karşılaştı. Fakat Irak savaşını salt Irak'ta olup bitenlerle değerlendiremeyiz. Bu olayı çok daha geniş bir perspektifte, ABD'nin imajı ve etkinliği açılarından değerlendirmek gerekiyor. Bu savaşın Amerika'yı da aşan küresel bir önemi var.
1990'ların başında Doğu Bloku ve SSCB dağılınca ortaya bir tez atıldı: Dünyada ayakta kalan tek süper güç ABD idi ve bundan böyle dünya tek kutuplu hale gelmişti. SSCB'nin ABD ile rekabet etmesi (ekonomide, askeriyede, bilimde, teknolojide...) düşünülemezdi bile. Bunun anlamı açıktı: Yeni dünya düzenine ABD karar verecekti. Küreselleşme, aslında Amerikanlılaşma demekti.
Amerika, her şeyi kendi çıkarına göre düzenleyecek, en azından istemediği şeyleri veto edebilecekti.
Bu 'tek kutuplu' dünyanın en açık kanıtlarından birisi, ABD'nin 'Büyük Ortadoğu Projesi' (BOP) oldu. Bu projeye göre ABD'nin isteği ve telkinleri doğrultusunda Ortadoğu ülkelerinin yönetim biçimleri değişecek, demokratikleşecekti.
İlk deney Irak'ta yapıldı ve sonuç tam bir felaket oldu.
Irak cehenneme döndü. Bu istikrarsızlık ve şiddet ortamı hiç de ABD'nin istediği ve öngördüğü bir durum değildi. Geçen zaman içinde şu görüş taraftar bulmaya başladı: "Küçücük Irak'la baş edemeyen, istediği düzeni kuramayan ABD, nasıl olur da dünyanın lideri olabilir, tek kutuplu dünyanın lideri olarak BOP gibi önerileri gerçekleştirmeye kalkışabilir?"
Irak, dünya liderliğine oynayan ABD'nin yolu üzerinde ayağına çarpan, devin sendelemesine yol açan bir taş oldu.
Bu durumu değerlendirmek isteyen ABD'nin eski rakibi Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin hemen atağa geçti ve ABD'nin dünya liderliğini sorgulayan sözler söyledi. Pek çok kişi de, Irak'ta bu kadar zorlanan ABD'nin İran'a saldıramayacağını, saldırsa bile fazla bir başarı elde edemeyeceğini söylemeye başladı.
Şimdilik gözüken o ki, ABD'nin Irak'ta bu kadar zorlanması 'tek kutuplu dünya' tezine ciddi bir darbe indirmiştir. Önümüzdeki yıllar, 'çok kutuplu', hatta 'kutupsuz' bir dünyaya doğru gitmemize tanık olabilir. ABD tabii ki çok önemli bir ülke olmaya devam edecektir. Ama artık dünyanın tartışmasız hâkimi olması gittikçe daha zora giriyor sanırım. En azından Irak'taki manzara bu olasılığın çok ciddi olduğunu düşünmemize yol açıyor.