Kan uyuşmazlığı

Görelim bakalım Köşk'te Sezer'in yerini dolduracak kişinin boyutları nasıl bir şey olacak.

'Hay elimiz kırılsaydı da Sezer'e oy vermeseydik' diyorlar. Bin pişmanlar sayın Sezer'i seçtikleri için.
Hayır, sorun Sezer'in laik, Atatürkçü filan olmasından, atamaları ve yasaları sık sık veto etmesinden kaynaklanmıyor sadece. Asıl sorun, Sezer'in adam gibi bir adam olmasında. Asıl içlerine sindiremedikleri bu.
Devlet dairelerinde her yılın sonunda bir koşuşturmadır başlar: "Aman bütçenin tümünü harcayamadık, bir masraf nedeni bulup paraları harcayalım, yoksa gelecek yıl bu kadar para vermezler bize!" Paralar mutlaka harcanır, gerek olsa da olmasa da.
Bir istisnası Cumhurbaşkanlığı bütçesi. Cumhurbaşkanlığı, geçen yıl kendisine verilen bütçenin dörtte birini kullanmadı! Daha önceki yıllarda da Cumhurbaşkanlığı bütçesinde önemli tasarruflar sağlandı.
Gösteriş harcamalarının çok yaygın olduğu ülkemizde sayın Sezer'in tutumlu olmasıyla alay etmeye kalkanlar da oldu. Bence çok yanlış ettiler. Tam tersine Sezer'in, bu davranışı örnek alınmalıydı.
Sezer Köşk'ten inme hazırlıklarında. Görevi süresince kendisine verilen hediyelerin dökümünü yaptırıyor, hepsini Köşk'te bırakacak! Açgözlülüğün kural olduğu bir dönemde elbette kimsenin alkışlayacağı bir davranış olmaz bu!
Sezer'i sevmeyenlerin asıl nedeni budur: Kendilerine benzemeyen bir insanla karşı karşıyalar. Onunla ne yapacaklarını, nereye koyacaklarını bilemiyorlar.
Bu ülkede neler gördük, neler!
'Bu serveti nereden buldun' sorusuna ne yanıtlar işittik!
"Anamdan kalma çıkındaki altınları bozdurdum" diyenler oldu, "Oğlumun düğünündeki takıları ödünç aldım" diyenleri gördük. Bunlar gene iyiydi, hiç olmazsa bir kaynak gösterebiliyorlardı. Bazıları uyduruk bir kaynak bile gösteremedi. Kilolarca altını nasıl kazandıkları meçhul kaldı. Bu ülkenin en üst mevkilerine tırmandıkları halde devletin kendilerine emanet ettiği trilyonları 'Aaa, Allah Allah, birden kayboldu' diyerek hokus pokus yok edenleri de gördük.
Almanya'da din ticaretinden köşeyi dönenlere, birkaç yıl içinde milyarları cebe indirenlere tanık olduk.
Bosna'da eziyet çeken Müslümanlar için toplanan paracıkları din iman adına iç edenler oldu.
Olacak şey mi şimdi! Böyle bir ortamda sen kalk koskoca bir Cumhurbaşkanı olarak bütçeden tasarruf et, kendine gelen hediyeleri, 'Bunlar bana değil, makama geldi' diye Köşk'ün demirbaşlarına kaydettir!
Böyle bir insanı neden sevsinler? Kendilerine hiç mi hiç benzemeyen bir Allah'ın kulu!
Sorun sadece laiklik, türban veya Atatürkçülük değildi. Asıl sorun, kan ve kişilik uyuşmazlığıydı.
Görelim bakalım Sezer'in yerini dolduracak kişinin boyutları nasıl bir şey olacak.