Karışık kafalar

Her kafadan bir ses çıkıyor. Etraf toz duman.</br>&quot;Bu hükümet suçludur! Beceriksizliği yüzünden bu hallere düştük!&quot;

Her kafadan bir ses çıkıyor. Etraf toz duman.
"Bu hükümet suçludur! Beceriksizliği yüzünden bu hallere düştük!"
"Hükümetin ne suçu var? 20 senedir sürüp giden bir olay bu!"
"Asıl suçlu Amerika. Böl ve yönet politikası izliyor. Amerika'nın gölgesinden çıkmalıyız."
"Derhal askeri müdahale lazım. Karşımıza kim çıkarsa silip süpürmeliyiz. Girdiğimiz yeri terör duruncaya kadar işgal etmeliyiz!"
"Nasıl olur? O topraklar fiilen Amerika'nın egemenlik alanına dahil!"
"Hiç önemi yok! Şahlanmışız bi kere, kim olsa vız gelir!"
Sadece biz değiliz şaşkın olan. Talabani ile Barzani de şaşkın. Durup durup Türkiye'yi kışkırtacak şeyler söyleyip sonra hemen çark ediyorlar. Irak Devlet Başkanı Talabani, 'Türkiye'ye bir kediyi bile iade etmeyiz' diye fiyakalı bir laf ettikten hemen sonra Irak Başbakanı
Maliki, "PKK bir terör örgütüdür, bütün bürolarını kapatacağız!" diye açıklama yapıyor.
Amerika uzun süre bize "Askeri yöntemlere başvurmayın" dedikten sonra fikir değiştirip, "Madem askeri güç kullanılacak, şu işi
birlikte yapalım!" demeye başladı.
PKK da önüne geleni kurşuna dizdikten sonra başı sıkışınca 'ateşkes' ilan ettiğini söyledi. İnansak mı?
Dünya da şaşkın. Bizi haklı bulan da var, haksız bulan da. Bazıları ABD'yi suçluyor, bazıları PKK'yı veya bizi.
Bu tavırlarda şaşacak bir şey yok belki de. İnsanlar değişen koşullara göre yeniden tavır alıyorlar. Daha önce farkına varmadıkları şeyleri fark ediyorlar.
Asıl önemli olan şey, durmadan yeniden biçimlenen bu ortamda idarecilerin doğru karar almasının zorluğudur. Stratejik çıkarlarla taktik yararları böyle kaygan bir ortamda optimize edebilmek kolay iş değil.
Bazıları da tavır alırken eski hesapları kapatma derdinde.
Dünkü Vakit gazetesinin manşeti şöyle: "Genelkurmay, ilahi okuyan kız çocukları için bile bildiri yayımlamıştı... Büyükanıt neden susuyor? Hemen her konuda konuşan Genekurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın, 'Şehit 12 asker ve PKK'nın kaçırdığı iddia edilen sekiz asker' konusunda suskun kalması, kafalardaki soru işaretlerini daha da büyütüyor."
Vakit elbette 28 Şubat sürecini sorgulayabilir, orduyu da eleştirebilir. Fakat, uzun süreceği belli olan bir mücadelenin daha ilk adımında 'Tamam, ordunun bir açığını yakaladık, haydi 28 Şubat'ın intikamını alalım' dercesine Genelkurmay Başkanı'na saldırmalarını anlamak mümkün değil.
Ne demek 'Genelkurmay Başkanı hakkındaki soru işaretlerinin büyümesi?' Vakit gazetesi Büyükanıt'ı ne ile itham ediyorsa açıkça söylemelidir. Türk ordusu şu anda savaş halindedir. Bu ordunun komutanını açık uçlu cümlelerle itham ederek ne yapmak istiyorlar?
Bu cümleleri okuyan subaylar ve erler nasıl hissedecektir dersiniz?
Vakit gazetesinin hedef gösterdiği Ahmet Taner Kışlalı bundan sekiz sene önce öldürülmüştü. Üç gün önce ölüm yıldönümüydü. Allah rahmet eylesin.
Az bulunur türden bir insandı. Başına gelenleri hiç hak etmemişti.