Kem sözün marifetleri

'MOBESE' adı verilen kameralı gözetleme ve denetleme sistemleri ilk kurulduğunda bir hayli tereddüde ve eleştiriye neden olmuştu.

'MOBESE' adı verilen kameralı gözetleme ve denetleme sistemleri ilk kurulduğunda bir hayli tereddüde ve eleştiriye neden olmuştu. Sistem, devletin toplum üzerinde kuracağı yeni ve etkin bir denetleme aracına dönüşebilirdi.
Ama en azından şimdilik bu sistem eleştirilecek sonuçlar vermedi. Tam tersine, özel işyerlerinin kameralarıyla birlikte suç işleyenlere karşı oldukça etkin bir denetim olanağı sağladı. Pek çok suç anında çözüldü, kazalar aydınlandı. En demokratik ülkelerden birisi olan İngiltere denetim kameralarının en yaygın olarak kullanıldığı ülkelerden birisi oldu.
Dünkü gazetelerin dediğine göre bu kez de polisler MOBESE'nin gadrine uğramışlar! Hassas Bölgeleri Koruma Şubesi'nde görevli altı polis emniyet binasının otoparkında bir kadınla grup seks yaparken yakalanmış!
O kameraların orada olduğunu bilmemeleri mümkün değil! Basiretleri bağlanmış demek ki.
"Polis de grup seks yapar mı, ne kadar da ayıp," diyebilirsiniz.
Doğru, ayıptır. Ama polisin toplu işkence yapmasından daha ayıp değildir, değil mi?
Hangisi daha ayıptır: Toplu işkence mi, toplu seks mi? Hippilik döneminden kalma deyişle "Savaşma seviş!" düsturuna uyacak olursak elbette işkence yapmak daha büyük bir ayıptır, hatta suçtur.
Ama polis işkence yapınca nedense bunu yapanlar bir türlü gözaltına alınmaz, tutuklanmaz, ve mahkûm olmaz. Çoğunun adresi bile bir türlü saptanamaz. Davaları ya zamanaşımına uğrar, ya da sembolik bir cezayla durumu kurtarırlar.
Şu kameralı denetim sisteminin bütün karakolları ve emniyet binalarını kapsayacak biçimde yaygınlaştırılması işkence ve kötü muameleye
çare olabilir mi dersiniz? Bilmiyorum. Temel çözüm kuşkusuz ki zihniyet değişikliğinden geçiyor. O da o kadar yavaş değişir ki!
***
Büyük insanlara atfedilen sözler vardır.
Örneğin Napolyon, "Para,para, para," dedikten sonra "Bir süngüyle pek çok şey yapabilirsiniz, ama üzerine oturamazsınız," demiş. Einstein görecelik kuramını ortaya atarken, "Ey büyük Newton, beni affet," demiş. Atatürk de, "Ey Tük gençliği," demiş, "muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"
İşte büyük adamlar listesine girdi gireli sayın Erdoğan da böyle tarihe geçecek türden büyük laflar eder oldu. Muhakkak ezberinizdedir:
"Askerlik yan gelip yatma yeri değildir!" Köylülere: "Gözünüzü toprak doyursun!" İşsiz Mersinliye: "Ananı da al da git!" Ve benzeri sözler.
Deniz Baykal da her gittiği yerde Erdoğan'ın bu vecizelerinden etkilenmiş olmalı ki, "Aman aman, bu Erdoğan'ın ağzı pek bozuk," diye yakınıp duruyordu. Şimdi anlaşıldı ki, mesele basit bir ağız bozukluğu değilmiş. Bu çeşit konuşmalar Erdoğan'ın seçim taktiği imiş! Zira nerede böyle sözler söylese oy patlaması yapmış!
Erdoğan'ın bu huyunu taklide kalkan politikacılar olacak mıdır, bilmiyorum. Ama başkalarının bu tarzı taklit etmesini pek tavsiye etmem doğrusu. Onunki Allah vergisi olmalı. Herkesin harcı değil!