Kemalizm ve demokrasi

AKP'nin başarısını, 'faşist, Jakoben Atatürkçülüğün' yenilgisi olarak görenler var. Bu, yanlış ve haksızca bir tavır. Tam tersine, demokrasideki her ilerlemeyi ben Atatürkçülüğün başarısı olarak görüyorum.

AKP'nin başarısını, 'faşist, Jakoben Atatürkçülüğün' yenilgisi olarak görenler var. Bu, yanlış ve haksızca bir tavır. Tam tersine, demokrasideki her ilerlemeyi ben Atatürkçülüğün başarısı olarak görüyorum.
Çevremize bir bakın, Yunanistan dışında iyi işleyen bir demokrasi var mı? O da 1975'e kadar askeri cuntayla yönetilen bir ülkeydi!
Şimdi askeri müdahale olmadan ayakta durabiliyorsa, AB üyeliği sayesinde.
Hele doğumuzda ve güneyimizde durum iyice yürekler acısı. Irak'ta, İran'da, Suriye'de, Lübnan'da olup bitenler ortada. Serbest seçimlerin olmadığı, şeriat düzeninin sürdüğü Arap ülkelerinden, Sudan'dan, Somali'den, Pakistan'dan söz etmeye gerek bile yok!
Bu ortamda, Türkiye'de, nüfusunun yüzde 85'inin katıldığı şölen gibi bir seçim yapıldı. Hemen her görüşün temsil edildiği bir seçim. Komünist Parti'nin, dincilerin, Kürtçülerin, sağcıların, solcuların kaynaştığı bir seçim.
Bu, gurur verici bir tablo.
Kemalizm'in bu tabloyla uyuşmayan yönü nedir? Laiklik mi? Siz laik olmayan, teokratik olan bir demokrasi örneği gösterebilir misiniz?
Atatürk devrimleri otoriter bir ortamda da geçse, bugünkü demokrasinin temellerini oluşturmuştur. Bizi İran'dan, Pakistan'dan farklı kılan, AB'ye aday bir ülke haline getiren şey, Atatürk döneminde yapılan devrimlerdir!
'Atatürk demokrasiyi neden kurmadı?'
Sık sık bu sorulur. Bu soruda çok açık bir çelişki var: Demokrasinin emir ve komutla kurulabilecek bir yönetim biçimi olduğunu varsayar.
Oysa demokrasi, 'Demokrat olunacak, ool!' komutuyla gerçekleştirilebilecek basit bir olgu değildir. Bireyselleşmeyi, toplumsal çoğulculuğu, kentleşmeyi, toplumsal sistemleşmeyi (organikleşmeyi), sekülerleşmeyi kapsayan karmaşık bir süreçtir. Çağdaşlaşma (modernleşme) sürecinin bir parçasıdır. Kolay kolay bitecek gibi gözükmeyen uzun bir gelişme macerasıdır. Bu sürece Atatürk dönemi de, DP dönemi de, sonraki dönemler de kendi katkılarını yapmıştır.
Yüzde 90'ı okuma-yazma bilmeyen, köylerde yaşayan, kişi başına ulusal geliri 45 dolar olan, Osmanlı'dan aldığı otoriter kültür mirasını kıramamış olan Atatürk dönemi toplumsal yapısının demokratik denemeleri sınırlı kalmaya mahkûmdu. Onu izleyen DP döneminin de demokrasi açsından ciddi sınırlılıklar içermesi gibi.
Demokrasi sadece bizde değil, (İngiltere veya ABD gibi ülkelerde de olduğu gibi) her toplumda yavaş gelişen bir süreçtir. Diğer İslam ülkelerinden önde olsak da hâlâ gidecek çok yolumuz var. Fakat, Atatürk dönemini faşist ilan etmenin, Atatürk'ü Deccal olarak görmenin, laikliği ortadan kaldırma çabalarının demokrasi yolculuğunda bize bir yarar sağlayacağını sanmıyorum.
Bu yolculukta her dönemin (buna elbette AKP dönemi de dahildir) kendi artıları ve eksileri vardır. Bunları partizanca tavır almadan, kinlenmeden, kızmadan inceleyip değerlendirebilmemiz gerekiyor.