Kızım İffet...

Adam, karısını, baldızını, kaynanasını, kaynatasını, çocuklarını...

Adam, karısını, baldızını, kaynanasını, kaynatasını, çocuklarını... Önüne gelen herkesi bir güzel doğramış, sonra gururla zafer işareti yapıyor: 'Namusumu temizledim.'
Bu 'namus' bahsi hassas bir konudur.
Katolik ve Müslüman ülkelerin çoğunda namus cinayetlerinde indirim uygulanır, hatta
bazılarında ceza bile verilmez.
Ailelerin bu yola sapmasını onaylamasak
bile anlayabiliriz. Ama kurumların benzer bir zihniyet taşımasına ne demeli?
Milli Eğitim Bakanlığı bir ara 'iffetsizlere'
doktor denetimi ve okuldan uzaklaştırma cezası uyguladı. Şimdi bunu yumuşatıyorlar, doktor denetimi kalkıyor, ceza olarak da başka okula nakil geliyor.
Doktor denetiminin kalkması kuşkusuz ki
olumlu bir gelişme. Bir insanın (velev ki çocuk olsun) kendi vücudu üzerindeki haklarına MEB bile müdahale edememeli. Ama
'iffetsizlere sürgün' pek aklıma yatmadı.
Önce, 'iffetsizlik' ne demek? Nasıl tanımlanacak? Konya'daki veya Yozgat'taki
'iffet' tanımıyla İstanbul'daki tanım farklı
olursa ne yapılacak? İş kızlık zarının yerinde durup durmaması mı? Ya zarı olmayan
erkeklere ne diyeceğiz?
'İffet' tanım olarak hep kadınlar için kullanılmıştır. Erkekler için de
'çapkınlık'tır söz konusu olan. Şimdi MEB yetkililerine sormalıyız. Çapkın erkekler de 'iffetsiz' sayılarak sürülecek mi? Onlar açısından 'iffetin' tanımı ne olacak?
İffetsizlikten sürgün edilenlerin, yeni gittikleri okulda nasıl karşılanacaklarını sanıyorsunuz? Matematik öğretmeni, sınıfa yeni gelen öğrenciye, 'İffet kızım, beni affet ama sen neden sürüldün?' dediğinde, genç kızımızın ayağa kalkarak,
'İffetsizlikten efendim' demesi mi gerekecek?
Erkek sürgünler alkışlanırken, kız sürgünler yuhalanacak mı? Yoksa sırf iffetsizlere özgü 'sürgün kolonileri' mi kurulacak?
Bu arada aile mahkemeleri toplanıp yargısız infaz kararları vermeyecek mi? Ailemizin celladı sürgün edilen kızı kıtır kıtır kestikten sonra, 'Kusura bakmayın, koskoca devlet bile kızımızı iffetsizlik sürgününe gönderdiğine göre bizim kesmemizden daha normal ne olabilir,' derse?
Kısacası, içinden kolay çıkılacak bir konu
değil bu. Zamana, mekâna ve anlayışa göre
çok farklılıklar gösteriyor. Hiç unutmuyorum, Danimarka'daki bir lisede 16 yaşına geldiği halde hâlâ bakire kalmayı başaran bir kız okuldan uzaklaştırılmıştı bir zamanlar:
Okuldaki ortama uygun davranmıyor diye.
Elbette ki bizde de böyle olsun veya olacaktır demek istemiyorum. Ama böyle konularda katı şablonlarla hareket etmek yarardan çok zarar sağlar, onu anlatmaya çalışıyorum.
'Eee, ne yapacağız peki?' 'Bırakalım çocuklar istedikleri gibi cinsel çılgınlıklar mı yapsınlar?' sorusunun yanıtına gelince... Burada yapılması gereken şey, okulla ailenin karşılıklı çabalarıyla çocukların yönlendirilmesi olmalıdır. Sorun, ceza vermek, sürgün etmek, doktor denetiminden geçirmekle çözümlenecek gibi değil. Cinsellik, her insanın normal olarak duyacağı bir yönelimdir. Cinsel deneyimlere başlama yaşı toplumdan topluma değişiyor. Çocuklarımız bizim gibi olmadılar diye paniğe kapılmaya ve onları cezalandırmaya gerek yok. Onları anlamaya ve yönlendirmeye çalışmak daha doğru gözüküyor.