Kökten terör dokusu

Hrant Dink'i öldüren ve öldürtenlerin amacı neydi, bilmiyorum. Fakat amaçları ne olursa olsun, herhalde 'Hepimiz Eremeniyiz, hepimiz Hrantız' diyen, Ermenilere kardeşlik çağrısı yapan bir Türkiye değildi.

Hrant Dink'i öldüren ve öldürtenlerin amacı neydi, bilmiyorum. Fakat amaçları ne olursa olsun, herhalde 'Hepimiz Eremeniyiz, hepimiz Hrantız' diyen, Ermenilere kardeşlik çağrısı yapan bir Türkiye değildi. Hrant'ın çocuk bakımevlerinde geçen ilk dönem yaşamıyla, tabanı delik ayakkabısıyla, konuşurken içtenliğini yansıtan gözlerinin sulanmasıyla, sesinin titremesiyle, 'Bu adam içimizden biridir' diye düşünmemizi sağlamak hiç değildi.
Ama bütün bunlar gerçekleşti. Hrant'ın ölüsü, dirisinden daha çok ilgi çekti ve etkili oldu.
Türk-Ermeni anlaşmazlığına bir çözüm arayanların işini kolaylaştırdı.
Ama bu arada bazı gariplikler de oldu. Örneğin, Sn. Başbakan gerçek suçluyu bulmuştu bile: İnternet kahveleri!
'Bu kahveler kendilerine çekidüzen versinler' diye nutuk atıyordu.
İnternet kahvelerinin bu cinayetle ne gibi bağı olduğunu bilmiyorum, ama eğer Başbakan gerçekten bu olayda birilerini suçlamak itiyorsa, kendisine internet kahvelerinden daha fazla sorumluluk taşıyanlara ait bazı ipuçları verebiliriz sanırım.
Sn. Başbakan ille de birilerini eleştirmek istiyorsa, Trabzon'da burunlarının dibinde kıdemli bir terörist tarafından oluşturulan çeteyi görmeyen, dağlarda silah eğitimi yapan gençleri izlemeyen ve yakalamayan Trabzon Emniyet örgütünü eleştirebilirdi.
Başbakan ille de birilerini eleştirmek istiyorsa, Hrant Dink'e yerli yersiz saldıran ve hedef gösteren 'bir kısım medyayı' eleştirebilirdi.
Ceza Yasası'nın ünlü 301'inci maddesini koyanları, koruyanları ve uygulayanları eleştirebilirdi.
'Bu cinayet milli duyguların etkisi altında yapılmıştır' diyerek olanlara olumlu bir şey havası veren Emniyet yetkililerini eleştirebilirdi...
"Türkiye'yi Ermeni gibi gösterme çabaları var. Sizler Hrant Dink olabilirsiniz. Kimse bir gazeteci bozuntusunu ele alarak Türkiye'ye hakaret edemez" diyen Türk Eğitim-Sen Kayseri 2 No'lu Şube Başkanı'nı eleştirebilir, hatta hakkında inceleme başlatabilirdi.
Hrant Dink'in neden korumaya alınmadığını sorgulayabilirdi.
Cinayetin AB uyum yasaları nedeniyle işlendiğini, istihbarat için mahkeme kararı gerektiğini ileri süren Trabzon Emniyet Müdürü'nü kınayabilir, görevi savsakladığı için cezalandırılmasını isteyebilirdi.
Eleştirilecek o kadar çok kişi ve kurum var ki. Bütün bunlar ortada duruken Sn. Başbakan'ın internet kahvesini ele alıp bir güzel eleştirmesi biraz garipti doğrusu. 'Eleştiri dediğin insanları ürkütmemeli, iktidarımıza destek olan çervrelerin tepkisine yol açmamalıdır' diye düşündü belki de.
Bu arada, cinayetin arkasında örgüt var mıdır, yok mudur, tartışması yapılıyor. Bu biraz da 'örgüt'le ne demek istediğinize bağlıdır kuşkusuz. Bir 'örgüt'ün olmaması daha iyi midir dersiniz? Pek emin değilim. Vatandaşlarımızın bir örgüte gereksinme duymadan bu tür cinayetleri işleyecek istence, donanıma ve beceriye ulaşmış olmasının sevinilecek bir yanı yok bence. Bu durumda, toplumun dokusuna işlemiş olan 'kökten terör' diyebileceğimiz bir durumla karşı karşıyayız demektir.
Allah korusun!