Laf ebesi olmayan bir siyasetçi

1960'lı yıllardan sonra siyasal yaşamımızda önemli bir değişiklik yer aldı: Mühendisler siyasete damgasını...

1960’lı yıllardan sonra siyasal yaşamımızda önemli bir değişiklik yer aldı: Mühendisler siyasete damgasını vurmaya başladı. Tabii ilk akla gelen Süleyman Demirel. Süleyman Demirel’le birlikte iyi bir başlangıç yaptı mühendisler, fakat orada kalmadılar. Hemen arkasından Necmettin Erbakan geldi. Sonra Turgut Özal.  Recai Kutan.
Hepsi de üst kademelerde, ülkenin kaderini değiştirecek konumda siyasetçilerdi.  Sayılara ve somut verilere hakim, ülke kalkınmasında barajlarla, fabrikalarla, yollarla  katkıda bulunacağına kitleleri inandırmış yeni bir tür siyasetçi doğdu. Bu gelişmeyi Türkiye’nin sanayileşmesine bağlayan gözlemciler çıktı ki, mümkündür.
Bu mühendis-politikacı tipinin daha çok muhafazakâr sağcı diyebileceğimiz cenahta yer aldığını görüyoruz. Sol partilerde veya akımlarda mühendis politikacıya pek ender rastlıyoruz.
Bu ender kişilerden birisi Radikal yazarı Tarhan Erdem’dir. Ve bir diğeri de eski Radikal yazarı Erol Tuncer’dir. İnşaat Yüksek Mühendisi olan, Karayolları Genel Müdürlüğü’nde çalışan, İmar ve İskân Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürü olarak görev yapan, CHP ve SHP’de çeşitli kademelerde bulunan Tuncer şimdilerde yaman bir üretim peşinde: Araştırma yapıyor, kitap yayımlıyor. Toplumsal Ekonomik Araştırmalar Vakfı (TESAV)
ve Sosyal Demokrasi Derneği (SDD) Başkanlığını yürütüyor.
Üç ay önce yayımlanan son kitabı, ‘1950 Seçimleri’. Türk siyasal yaşamının belki de en önemli dönüm noktasını oluşturan bu seçimler büyük bir titizlikle ele alınmış. 1946’dan başlayarak yasal ve siyasal ortam tam bir mühendis nesnelliği ile ele alınmıştır diyebiliriz. Günümüzde çok moda olan demokratikleşme çabalarının başlangıç noktası olarak alınması gereken 1946 1950 dönemini değerlendiren Erol Tuncer şunları yazmış: “İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru başlatılan çok partili döneme geçiş çabaları, 1946 seçimlerinden sonra da aralıksız sürmüş ve bu süreç 1950 seçimleriyle noktalanmıştır.
Bu süreç, ülkede demokrasinin yerleşmesi, ve seçim güvenliğinin sağlanması için yapılan tartışmalarla ve çözüm arayışlarıyla geçmiştir.
Bu çabaların en önemli sonuçlarından birisi... Milletvekilleri Seçimi Kanunu’dur. Seçimlerin yargı denetiminde yapılmasını sağlayan ve gizli oy açık sayım ilkesini hayata geçiren bu kanun, seçimlerin dürüst ve güvenli bir biçimde yapılmasına olanak sağlamıştır.”
1946, 1995, 1999, 2002, 2004, 2007, 2009 seçimleri incelenmiş ve bunlar TESAV tarafından yayımlanmıştır. Erol Tuncer’in ‘Osmanlı’dan Günümüze Seçimler,’
‘Çok Partili Dönemde Seçimler ve Seçim Sistemleri’ araştırmaları da TESAV tarafından yayımlanmış bulunuyor.
Ayrıca çeşitli araştırmacıların Ortadoğu’da su sorunu, Anayasa tartışmaları, halk eğitimi, seçim hukuku, kamu yönetiminde yeniden yapılanma, kayıtdışı ekonomi... konularında yaptığı araştırmalar dikkati çekiyor.
Erol Tuncer’i ve TESAV’ı başarılı çalışmaları için kutlarım! Siyaseti laf ebeliği olmaktan çıkardıkları içim!