Lağım dersleri

Bir konuda 10 yıllık deneyimi olan bir insanın, aynı konuda bir yıllık deneyimi olan bir kişiden 10 kat daha fazla şey bildiğini söyleyebilir miyiz?

Bir konuda 10 yıllık deneyimi olan bir insanın, aynı konuda bir yıllık deneyimi olan bir kişiden 10 kat daha fazla şey bildiğini söyleyebilir miyiz? Elbette ki hayır! 10 yıllık deney, çoğu kez bir yıllık deneyin 10 kez tekrarlanmasından ibaret olabilir.
Hatta daha kötüsü, 10 yıl süreyle hep aynı şeylere tanık olmuş bir kişide katı bir önyargı gelişebilir. Artık ne olursa olsun hep aynı şeylerin yineleneceğini, bunu değiştirmenin mümkün olmadığını, hayatın bundan sonra da hep böyle sürüp gideceğini düşünmeye başlar. Böyle bir önyargı, farklı seçenekleri ve değişik çıkış yollarını görmesini engeller.
Bu durumda 'çok deneyimli' olmak bir dezavantaj bile sayılabilir. 'Bu işi yapmanın tek bir yolu var, benim 10 yıldır izlediğim yoldan başkasını izlemeye kalkarsan işin içinden çıkamazsın' düşüncesine koşullanmak, bir bakıma 'tersine öğrenmek' değil midir?
Kendi deneyimlerimizin, önyargılarımızın tutsağı olmamak için deneyimlerimize her zaman eleştirel bir gözle bakmak, farklı görüşlere her zaman açık olmak gerekir ki o da kolay değildir. Çünkü hep aynı şeyleri tekrarlamanın bir cazibesi vardır: İnsana güven duygusu verir, ne yapınca ne olacağını önceden bilmek, kış günü sıcak bir battaniyeye sarılıp yatmak gibi bir şeydir.
Öğrenme becerisi insandan insana değişebildiği gibi, toplumdan topluma da değişir. Bazı toplumlar daha çabuk, bazıları da daha yavaş öğreniyor.
Bizim toplum hakkında ne düşünsek yeridir, bilmiyorum. Tamam elbette aptallardan oluşan bir toplum değiliz. (Aziz Nesin'in 'Türklerin yüzde 60'ı aptaldır' sözünü kimse üstüne alınmadı, çünkü herkes kendisini yüzde 40 oranındaki zeki insanlar arasında sayıyordu. Aslında zeki insanların yüzde 40'ı bulması hiç de küçük bir oran değil bence!)
Ama bazen Aziz Nesin fazla mı iyimserdi, diye düşünmeden edemiyorum. Ciddi bir öğrenme sorunumuz var.
Bir kentimizde lağım çukuruna küçük bir çocuk düşüp ölüyor. Bütün Türkiye ayağa kalkıp lanetliyor, eleştiriyor, kızıyor, sorumlular hakkında inceleme başlatılıyor, gazeteler yazıyor, televizyonlar görüntülüyor...
Bu tartışmalar henüz bitmeden başka bir kentimizde, başka bir çocuk, başka bir lağım çukuruna düşüp ölüyor! Gene aynı kızgınlıklar, eleştiriler, kaderimize lanet yağdırmalar...
Değişen bir şey yok!
Her depremden sonra değişen bir şey olmaması gibi.
Gelecek hafta bir başka çocuk bir başka kentte bir başka lağım çukuruna düşerse hiç şaşmayın!
Yalnız belediye memurları değil yavaş öğrenen, halkımız da yavaş öğreniyor. Mahallenin orta yerindeki içi lağım suyu dolu bir çukurun tehlikeli olduğunu, kapatılması gerektiğini öğrenmek için daha kaç çocuğun ölmesi gerekiyor?