Mahkemeleşeme-diklerimizden

Amerika'nın Wyoming Eyaleti'nde, Sheridan kentinde yaşayan kendi halinde bir çiftçidir Jones Wilding. Ama geçenlerde yaptığı iş oldukça cesaret ister doğrusu.

Amerika'nın Wyoming Eyaleti'nde, Sheridan kentinde yaşayan kendi halinde bir çiftçidir Jones Wilding. Ama geçenlerde yaptığı iş oldukça cesaret ister doğrusu.
Wilding, Tanrı aleyhine mahkemede dava açmış!
Belli ki Jones Wilding kendisini çok kızdıran bir olay yaşamış. Sekiz yıl içinde üç kez tepesine yıldırım düşmüş! İstatistiksel olarak aynı kişinin tepesine üç kez yıldırım düşmesi o kadar küçük bir olaslıktır ki, Jones Wilding bu işi Tanrı'nın mahsus yaptığına kanaat getirmiş ve
Tanrı'yı mahkemeye vermiş!
"Ey yüce Tanrım" diyor Wilding, "ben iyi bir Hıristiyanım. Kiliseye giderim, haram yemem, kimseye kötülük etmem, elimden gelirse iyilik ederim. Benim günahım neydi ki tepeme yıldırımlar yağdırırsın?
Ey yüce Tanrım, senden 100 milyon dolar tazminat istiyorum!"
Böyle bir davayı kabul edecek mahkeme bulunur mu, bilmiyoum. Hangi babayiğit yargıç Tanrı'ya celp çıkarır, hangi jüri Tanrı'yı suçlu bulur, düşünemiyorum. Belki Wilding'in niyeti de gerçekten Tanrı'yı yargılatıp mahkûm ettirmek değil de, yakınmasını daha yüksek sesle Tanrı'ya ulaştırmaktı. Hani bir çeşit halkla ilişkiler girişimi gibi bir şey.
Bu olayı eşime anlattım, "Tanrı aleyhine dava açmanın pratik bir sonucu olmaz" dedi, "bence o davayı kilise aleyhine açmalıydı. Her zaman Tanrı'ya vekâlet ettiklerini söyleyip durmazlar mı? Üstelik de dünyanın en zengin kuruluşlarıdır bu kiliseler!"
Eşim haklı olabilir. Ama Tanrı'yı dava etmenin de pratik sonuçları olabilir diye düşünüyorum. Bakarsınız Jones Wilding'e piyangodan 100 milyon dolar çıkar! Olamaz mı?
Wilding olayı bir başka açıdan da önemlidir belki. Belli ki bu Amerikan vatandaşının yargı erkine güveni tamdır! 'Bana haksızlık eden Tanrı bile olsa onu dava edebilirim, hakkımı arayabilirim' diye düşünüyor. Bu, gerçekdışı ve safça bir düşünce olabilir, ama sıradan vatandaşın duygularını yansıtıyorsa, sistem açısından olumlu bir puan demektir.
Hayır sözü bizdeki 'dokunulmazlıklara' getirmeyeceğim. Bizde insanları bile muhakeme etmenin zorluklarından da söz etmeyeceğim. Sözü Turgut Uyar'ın Tanrı'ya yazdığı 'Arz-ı Hal'den bir-iki satırla bitireceğim.
"Benim gibi kulun çok dünyada, Allahım!..
Eğer bilmiyorsan işte haberin olsun.
Ekmek derdi, aşk derdi unutturdu seni.
İnsan hatırlamıyor dün ne yediğini.
Zaten yediğimiz ne ki hatırda dursun.
Benim gibi kulun çok dünyada, Allahım!..
***
Yazdıklarıma sakın darılma Allahım!..
Meleklerin sana bunları söylemezler.
Artık, pek yarattığın gibi değil dünya
İnsanlar hem sabuna karıştı, hem suya.
Ne olursun, hoşuna gitmediyse eğer,
Yazdıklarıma sakın darılma Allahım!.."