Mektup

Merhaba!</br>Az değil, 12 yıl olmuş ayrılalı. Gerçi sen zamanın olmadığı bir yere gittin. Orada 12 yılın pek bir anlamı olmayabilir.

Merhaba!
Az değil, 12 yıl olmuş ayrılalı. Gerçi sen zamanın olmadığı bir yere gittin. Orada 12 yılın pek bir anlamı olmayabilir.
İşin aslına bakarsan burada da zaman gittikçe hızlanıyor. Azaldıkça daha çabuk tükeniyor.
İnsan öleceği zaman veya ölür gibi olduğunda gözünün önünden tüm yaşamı geçermiş derler. Hani senin yaşamın da bir kez gözünün önünden geçmişti bir motosiklet kazasında. Seni düşününce senin yaşamın da benim gözlerimin önünden geçiyor bir film şeridi gibi. Genç ve delişmen günlerinden yaşlılığa geçişin, elden ayaktan düşüşün.
Sıcak Mersin günlerinde 'Haydi buz al' diye beni buz fabrikasına yolladığın günler. Bakkala sigara almak için gönderdiğinde ne alacağımı unutunca bana kızman, adam olmayacağımı söylemen.
Anımsar mısın? Bir gün balık avına gitmeye karara vermiştin. Beni bisikletin arkasına koymuş, elime de kamışı tutuşturmuştun. Yolda kamış bir duvara çarpıp parçalanınca pek kızmıştın, "Haydi geri dönelim" demiştin kızgınlıkla, "bir kamışı tutamadın!"
Senin balık avlamana engel olduğum için çok üzülmüştüm.
Biliyor musun baba, hâlâ sakarım ve hâlâ adam olamadım. Bu gidişle olacağım da yok. Pek fazla zamanım da kalmadı zaten.
Sana bu gecikmiş mektubu 'Babalar Günü' olduğu için yazmıyorum. Aslına hemen her gün yazıyorum bu mektubu. Çünkü sana söylemek istediğim, ama söyleyemediğim şeyler kaldı.
Örneğin sen yaşarken seni çok sevdiğimi söylemek isterdim. Ama babalar ve oğullar birbirlerine böyle şeyler söylemezdi. Biraz tuhaf ve ayıp kaçardı. Çok geç de olsa söylemeliyim, seni çok sevmiştim! Hâlâ da seviyorum.
Özellikle yaşlılık günlerinde seni daha çok ziyaret edemediğim için üzgünüm. Tek tesellim, ölümünden hemen önce seni ziyaret etmem oldu. İçimden bir ses 'Git babanı gör' demişti.
Arada bir evden kaçarak ortalığı karıştırdığım için de üzgünüm. Ama Allah aşkına baba, sen de çocukken evden kaçmamış mıydın? Hem de geri dönmemecesine!
İşin aslına bakılacak olursa zaten hiçbir zaman, hiçbir konuda gerçekten 'geri dönüş' de olmuyor galiba.
Ölüm asude bir bahar ülkesi midir, yoksa siyah kanatları boşlukta simsiyah açılan bir kapı mıdır, bilmiyorum. Orada nasıl vakit geçirirsiniz, dostluklarınız, pişmanlıklarınız, hevesleriniz olur mu, merak ediyorum.
Fakat bütün bunlar oluyorsa ve bu dünyadaki geçmiş yaşamınıza bakıp üzüntü ve pişmanlık duyuyorsanız, hemen söylemeliyim ki beni üzdüğün için canın sıkılmasın, üzülme. Sen çok iyi bir baba oldun. Kim bilir, belki beni sevdiğini bile düşündün, ama söylemedin. Babalar ve oğullar birbirlerine böyle şeyler söylemezdi.
Umarım bu mektup ellerine ulaşır.
Anneme selam söyle. Görüşme umuduyla!