Modeller

AKP'den öğrenilecek çok şey var. Örneğin Erdoğan'la Gül'ün ilginç işbölümü. Erdoğan kızıyor, bağırıyor, azarlıyor, aşağılıyor, kötü polis oluyor.

AKP'den öğrenilecek çok şey var. Örneğin Erdoğan'la Gül'ün ilginç işbölümü. Erdoğan kızıyor, bağırıyor, azarlıyor, aşağılıyor, kötü polis oluyor. Rektörlerin fikrini soran var mı? Kendi işlerine baksınlar!
Gül, iyi polis. YÖK Başkanı'nı çağırıyor, konuşuyor, elbette üniversitenin diyecekleri vardır, dinlemeliyiz.
Muhalefet şaşkın. Kime inansın, kimi eleştirsin?
Sadece bizim değil, dünyanın da öğreneceği şeyler var AKP'den. Malezya'nın dini lideri Nik Abdülaziz, Ezgi Başaran'a ne demiş bakın:
"Ben burada, AKP'nin uyguladığı pek çok stratejiyi örnek alıyorum. Yavaş ve derinden ilerliyorlar. Orduyla ve AB'yle dengeyi kuruyorlar. Kimseyi fazla sinirlendirmiyorlar. Çok iyi düşünülmüş, diplomatik bir stratejileri var. Ben onlarınkini Hz. Muhammed'in diplomasisine benzetiyorum.
(...) AKP bu tarihi biliyor, çok iyi özümsemiş ve aynı diplomatik yöntemi izliyor. Umarım Türkiye'de AKP sayesinde alevlenen İslam bilinci, laikliği yok eder!"
Aslında Malezya ile bu karşılıklı muhabbetimiz pek de yeni sayılmaz. Erbakan, Başbakan olunca yaptığı ilk yurtdışı gezide İran'dan sonra Malezya'ya gitmiş ve Aziz Nesin'in ruhunu şad edecek bir ifadeyle, bizim aptal, Malezyalıların ise akıllı olduğu anlamına gelecek şeyler söylemişti. Demek ki bugünleri görmüş Hoca!
İslam ülkeleri arasında 'kim kime benzeyecek' yarışması sürüp gidiyor. Malezya, İran, Endonezya, Pakistan, Nijerya, Sudan, Somali, Afganistan, Irak... Hepsinde yaman bir model arayışı var.
Belki bir İslam ülkesini bunun dışında tutabiliriz: Suudi Arabistan! Ne bu ülke başkalarına benzemeye çalışıyor, ne de başka ülkeler Arabistan'a benzeme derdinde. Çok farklı ve kendine özgü bir krallar ve prensler ülkesi Arabistan.
Örneğin şöyle bir olay başka nerede yaşanabilir ki? El Vatan gazetesinin haberine göre Cidde'de kadın dükkâncıların yakınlarındaki bir lokantada iftar yapmaları yasaklanmış. Din polisinin açıklamasına göre, kadınlardan önce erkekler iftar yaptığı için erkeklerin boşalttığı sandalyelere kadınların oturması gerekecekmiş. Bu da dinen caiz görülmemiş! Sonuç olarak erkekler oturarak oruçlarını bozmuş, kadınlar da yaşları ne olursa olsun, ayakta iftar yapmış!
Neden erkeklerin oturduğu sandalyeye kadınların oturması yasaklandı dersiniz? Kadınlar, erkeklerin sandalyede bıraktığı sıcaklığı hissederek kendinden mi geçecekti?
İşte düş gücü diye buna derim ben.