Nalıncı keseri gibi düşünmek

Zaten şu 'dinler arası diyalog' fikrini bir türlü anlayamadım gitti. Din, iman etme meselesidir, ne diyaloğu olabilir ki? Müslüman tarafı kalkıp Hıristiyanlara "Hz. İsa Allah'ın oğlu mudur, haydi tartışalım" dese...

Zaten şu 'dinler arası diyalog' fikrini bir türlü anlayamadım gitti. Din, iman etme meselesidir, ne diyaloğu olabilir ki? Müslüman tarafı kalkıp Hıristiyanlara "Hz. İsa Allah'ın oğlu mudur, haydi tartışalım" dese; buna karşın Hıristiyan tarafı kalkıp Müslümanlara, "Onu boş ver de beş vakit namaz biraz fazla değil mi, bunu konuşalım" dese ne olacak? Neyi konuşacaklar?
'Diyalog' değil de belki 'dinlerarası karşılıklı saygı'dan söz etmek daha doğrudur. Örneğin Danimarkalıların yaptığı gibi Hz. Muhammed'in karikatürünü çizmenin yaratacağı sonuçların hiç de parlak olmadığı ortada.
İranlıların tutsak aldığı İngiliz kadın askere başörtüsü takması da ne diyalogla, ne de saygıyla açıklanamayacak bir garabetti. İngiliz kadın asker o başörtüsünü gönüllü olarak takmış olamaz. Kadının zorla başını bağlamanın İran'a veya İslam'a ne kazandıracağını da anlamış değilim. İngilizler de bunu anlamamış olmalı ki, kızgınlıklarını dile getirdiler. Bence İngilizlerin fazla kızmasına gerek yoktu. Zira Müslüman olmayan kadına zorla türban taktıran İranlılar, Müslüman olmayan İngiliz askerlerini (aynı mantıkla) zorla sünnet de edebilirlerdi! İngilizler ucuz kurtuldukları için dua etseler yeridir derim!
Kültür Bakanı Atilla Koç da kendi ölçüleri içinde dinler arası diyaloğa katkıda bulunuyor. İki gün önce basına açık olan bir toplantıda konuşurken, sözü Antalya'da yaşayan Almanların ibadethane gereksinmesine getirdi. Bu gereksinmenin karşılanması 'dinler arası diyalog' için iyi bir vesile olabilirdi. Kültür ve Turizm Bakanı bu fırsatı kaçırmadı, "Almanların şey ettiğimin dini..." diyerek diyalogda dev bir adım attı.
Hem 'kültürün' hem de 'turizmin' 'bakanı' nasıl olur da böyle konuşur diye şaşıp kalmayın. Bundan daha şaşırtıcı olan şey, bu sözleri söyleyen bakanın AKP'li olmasıdır. Malum, dindar ve muhafazakâr insanların partisidir (veya öyle olma iddiasındadır) AKP. Bir hak dini hakkında böyle söz söylenmesi hem ayıptır hem de günah. Ne muhafazakârlığa sığar ne de liberalliğe. Yanılıyor muyum?
Belki de şu 'diyalog' fikrini bir kenara bırakmak en iyisi. Beceremiyoruz çünkü.
* * *
Bir gazete 14 Nisan günü Ankara'da yapılacak Cumhuriyet mitingine öğrenciler katılabilsin diye Malatya İnönü Üniversitesi'ndeki vize sınavlarının ertelendiğini iddia etmişti. Bu haber üzerine Başbakan Erdoğan her zamanki gibi pek kızmış, 'Bu iş biraz da şirazesinden çıktı' diye sert tepki vermiş.
Gerçekten adı geçen üniversite bu nedenle böyle bir karar aldı mı bilmiyorum. Böyle bir karar aldıysa, hata etmiştir. Ama Başbakan'ın neden bu kadar kızdığını anlamak güç. En azından üniversite öğrencileri siyasal bir mitinge katılacak kadar ehil ve olgun kişilerdir. Ama geçmiş yıllarda Erdoğan'ın mitinglerine ilkokul öğrencilerinin katıldığını, bunun için okulların tatil edildiğini ve sayın Erdoğan'ın bu duruma hiç tepki göstermediğini anımsıyorum da...
Şaşırmıyorum. Çünkü Erdoğan'ın nalıncı keseri gibi düşünmesine pek alıştık!