PKK serüvenine bir bakış

'Kendimi abartmayı sevmiyorum. Ama kıyaslamalar için İsa, Paulus, Muhammed, Lenin, Stalin vb. sonrası örnekleri sık sık gözden geçirmekte yarar var!'

'Kendimi abartmayı sevmiyorum. Ama kıyaslamalar için İsa, Paulus, Muhammed, Lenin, Stalin vb. sonrası örnekleri sık sık gözden geçirmekte yarar var!' Bu ölçüde tevazuyu takdir etmemek mümkün mü? Fikret Bila, 'Hangi PKK?' adlı kitabına Abdullah Öcalan'ın bu sözleriyle başlıyor.
İyi düşünülmüş ve yazılmış bir kitap. Öcalan'ın kişiliğiyle başlıyor. "... ailede ben doğduğumda, aslında klanın ve familyanın son kalıntısını temsil etmekteydim. 15 bin yıllık bir etnik tarih benle sona erer gibiydi. İçine gireceğim müthiş ideolojik ve siyasal süreç etnisiteyi sona erdirecek ve halk çağını açacak yapıdadır."
Dedim ya, tevazu gibisi yok işte.
Öcalan'ın babasıyla yaptığı kavgalar, dincilik dönemleri, Ülkü Ocakları'na ve Komünizmle Mücadele Dernekleri'ne katıldığı dönemler, tapu memurluğu.. derken 'Kürtçülükle' tanışma... PKK'nın kuruluşu, Apo'nun Suriye'ye geçişi ve PKK'nın faaliyetleri...
Öcalan, Suriye'den kovulmasını ve yakalanmasını gene kendine özgü mantığıyla açıklamaktadır: "Clinton komplosunun hazırlıkları yoğunlaştığında Monica şantajıyla etkisiz duruma getirilmiştir ve İsrail lobisinin bir dediğini iki etmeyecek durumdadır. Hem karısı Hilary hem de Monica'nın elinde şantajla birçok başkanlık kararını çıkartmak imkân dahiline girmiştir..." Anlayacağınız, Apo da Monica'nın kurbanları arasına girivermiş!
Bila, HEP, DEP olaylarını, PKK faaliyetlerinin gerilemesini ayrıntılarıyla inceliyor. Fakat, çalışmasının asıl ağırlığı, Apo'nun yakalanmasından sonra gelişen olayların çözümlenmesi. Apo'nun bağımsız devlet iddiasından vazgeçmesi, meşrulaşma çabaları, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu gelişmeler karşısındaki tavrı, Amerika'nın Irak'ı işgaliyle gelişen olaylar ve olası gelişmeler, Öcalan'ın ek savunması... Apo'nun yakalanmasından PKK'nın silah bırakmasına ve 2004 yılına kadar yaşanan gelişmeler dikkatle incelenmiş.
Apo, 1999 yılındaki yargılanmasıyla birlikte söylem değiştirmiş, ayrılıkçı görüşleri reddettiğini, Kürtlerin demokratik, katılımcı hakları için savaştığını söylemeye başlamıştır. Apo daha da ileri giderek, ek savunmasında bütün dünya için ideal bir yönetim biçimi önermiştir. Devletin, ulusların ve iktidarın ortadan kalktığı, 'kırsal-komünal veya ekolojik-sosyalist' bir dünya düzenidir bu. Devleti, eşitsizliğin ve özgürlüksüzlüğün kaynağı olarak değerlendirmiş; PKK mücadelesinin, ulusçu, ayrılıkçı ve dogmatik olduğu için başarısızlığa uğradığını öne sürmüştür. Yeni formülü eskisine göre çok daha karmaşık ve gerçekleşmesi zor gözüküyor: 'Kürdistan'da halkın kendi öz demokratik yönetimi+genel kamu otoritesi olarak devlet.'
Bu formülün açılımı da şöyle oluyor: 'Demokrasi+genel kamu otoritesi olarak Türkiye, İran, Irak ve Suriye devleti.' Yani, 'dört ülkeye yayılmış Kürdistan'da demokrasi.'
Nasıl olacaksa!
Bila, kitabında, hem Öcal'ın düşünce yapısını, hem PKK serüvenini, hem de en son gelişmeleri dikkatle, ayrıntılarıyla ve yetkinlikle inceliyor. Gelişmeleri değerlendirirken uluslararası bağlamı ihmal etmiyor. Analitik ve akademik düşünce tarzıyla gazeteciliğin kolay anlaşılır üslubunun birleşmesi sonucunda, kolay okunur, anlaşılır, bilgilendirici ve yararlı bir kitap çıkmış ortaya.