Referandum kültürü

Başbakan Erdoğan niyet beyanında bulunuyor: "Referandum kültürüne alışmalıyız! Daha çok önemli konular gelecek ve hepsini asıl sahibine götüreceğiz!"

Başbakan Erdoğan niyet beyanında bulunuyor: "Referandum kültürüne alışmalıyız! Daha çok önemli konular gelecek ve hepsini asıl sahibine götüreceğiz!"
Yani, halkoyuna sunulacak daha çok konu gelecek gündeme, demek istiyor. Peki nedir bu konular? Onu söylemiyor! Gel de pirelenme şimdi. "AKP'nin gizli gündemi var" diyenlere inanma!
Erdoğan zamanlama ustası. "Başörtüsü sorununu aşama aşama çözeceğiz" diyor. Seçimde yüzde 47 oy alınca dili çözüldü, yavaş yavaş dökülüyor işte.
Yalnız 'Referandum kültürüne alışmalıyız' sözünü garipsedim doğrusu. Bu sözü herkesten çok kendi yönetimine etmesi gerekmez mi? Derin referandum kültürleri olduğu için mi halkoyuna sunulan metne, hiç gerek yokken '11'inci cumhurbaşkanı' lafını sokuşturup ortalığı karıştırdılar? Ve bu kültür nedeniyle mi hatalarında ısrar ediyorlar?
Halkoyuna sunulan metin birden çok hüküm taşıyor. Hükümlerden birine 'evet', diğerine 'hayır' diyenler nasıl oy kullanacak belli değil. Referandum kültürünü halka benimsetmeye çalışan AKP yönetiminin bildiği bir formül vardır belki, kim bilir!
Fakat, sayın Erdoğan'ın konuşmalarından edindiğim izlenim o ki, daha çok referandumlar göreceğiz! Ve Erdoğan kadar otoriterliğe eğilimli bir liderin elinde referandumların tehlikeli bir oyuncağa dönüşmesinden korkarım doğrusu.
Doğrudan halkın görüşüne başvurduğu için referandumların en demokratik yol olduğu izlenimi yaygındır. Referandumlar kuşkusuz ki demokratik karar verme sürecinin araçlarından birisidir. Fakat, her zaman demokrasiye hizmet ettiğini söylemek mümkün değil. Pek çok şey, halkın onayına sunulan metnin nasıl hazırladığına bağlıdır. Halkın sıkınılarını ve önyargılarını sömürü konusu yapan referandum soruları bazen demokrasiye hizmet etmeyen sonuçlara yol açabiliyor.
Bunların en iyi bilinen örneklerinden birisi, Üçüncü Napoleon'un referandumlar yoluyla cumhuriyet yönetimine ve anayasaya son vermesi, kendisini imparator ilan etmesi ve diktatörlüğünü kurmasıdır. Bütün bunları yaparken her sınıftan halka ne isterlerse onu vereceğini vaat ediyordu. Tabii sonunda vaadlerinden hiçbirini tutmadı!
İkinci bir örnek, Pakistan'da bir darbeyle başa geçen General Ziya-ül Hak'ın başvurduğu referandumdur. Şimdi tam metnini anımsamadığım reform sorusu öyle formüle edilmişti ki, Kuran'a dayalı İslami bir yönetimin sürmesi için Ziya-ül Hak'ın iktidarına 'evet' demek gerekiyordu!
Şimdi değiştirmek istediğimiz 12 Eylül Anayasası'nın referanduma sunuluş koşulları da ilginçtir. Anayasa'ya verilen her 'evet' oyu, cumhurbaşkanlığına aday olan General Evren'e verilmiş sayılacaktı. Ve Anayasa kabul edilmezse askeri yönetim sürecekti!
Aslında halkımızın referandum deneyimi pek de fena sayılmaz. Aslı önemli olan sayın Erdoğan'ın niyetleridir. Referandumların kötüye kulanıldığının o kadar çok örneği var ki!