Reform

Bir reform lafıdır gidiyor. Alevi sorunu da bundan payına düşeni alacak gibi. Aslında Cumhuriyet dönemi başlarında 'Alevi sorunu' yoktu.

Bir 'reform' lafıdır gidiyor.
Sonu hayır olur inşallah.
'Alevi' sorunu da reformdan payına düşeni alacak gibi gözüküyor.
Aslında Cumhuriyet döneminin başlarında 'Alevi sorunu' diye bir şey
yoktu. Tam tersine, Aleviler Cumhuriyet yöetiminin bir parçası olmaktan çok mutluydular. Çünkü Osmanlı'dan çok çekmişti Aleviler. Osmanlı öyle her konuda hoşgörülü filan değildi. Sünni egemenliğine dayanan Osmanlı yönetiminin yerini alan laik anlayışlı Cumhuriyet yönetimi Alevilere din ve inanış özgürlüğü sağlamıştı. Alevilerin şikâyeti, Türkiye laiklikten
ödün vermeye başlayınca arttı.
Alevilerin ibadet yeri olan cemevleri, ibadet yeri olarak kabul görmedi. Alevi köylerine zorla cami yapıldı. Zorunlu din dersleri Sünni inanca uygun olarak verildi. Diyanet İşleri Başkanlığı, Sünni inancın temsilcisi
gibi hareket etti...
Böylece sorun olamayan yerde zorla sorun yaratıldı!
'Reform' neleri içerecek pek belli değil. Anladığım kadarıyla, 'Alevilik' muteber bir dini inanış olarak devlet tarafından kabul edilecek. Cemevlerine 'ibadet yeri' statüsü verilecek, Alevi din adamları devletin
kadrolu din adamı olacak ve din dersi müfredatı yeniden gözden geçirilecek.
Bu tabloda anlamakta zorlandığım iki şey var.
Biricisi şudur: 'Reform' diye ortaya sürülen çözüm, Aleviliğin devletleştirilesinden ibaret bir projedir. Bu gerçekten bir çözüm mü olur, yoksa daha çok sorun mu yaratır, hep birlikte göreceğiz. Fakat, ekonomide
ne kadar işletme varsa hepsini özelleştirirken, dini devletleştirmenin mantığını anlamakta zorlanıyorum.
Oysa bunun tam tersinin olması, dini inanışın vicdanlara bırakılması gerekmez mi? Devlet kim oluyor da bireylerin dini inanışlarına karışıyor? Hangi inanışın muteber olup olmadığına, hangi yerin ibadethane olup olmadığına hangi yetkiyle devlet karar verecek? E, bari hangi vatandaşların cennete veya cehnneme gideceğine de devletin yetkili organları karar versin, olmaz mı?
Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi bir dini yoktur!
Ne çabuk unuttuk!
Anlamakta zorlandığım ikinci hususa gelince, Sünni inanışın önde gelen isimleri, tarikat liderleri, dincileri, din âlimleri, şıhları, şeyhleri, seyyidleri...
Ne varsa hemen hepsi yıllardır tek parti döneminde dine baskı yapıldığından yakındılar. Devletin dine baskı yapmaması gerektiğini söylediler, yazdılar.
Ama hiçbirisi de çok partili dönemde Alevilere yapılan baskıyı kınamadı, eleştirmedi. Başlarını öte yana çevirip görmezden geldiler. Alevilerin zorunlu din dersleriyle uğradığı haksızlığın tescili için, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ni beklememiz gerekti.
AKP bu konuda 'reform' yapabilir mi? Görelim bakalım!