Sağımız, solumuz

Sol beceriksizdir. En azından buna benzer bir genel kanı var.</br>Beceriksizdir, çünkü çok kitabidir. Kuramsaldır. İş bitirici değildir. Vaktini tartışma yaparak geçirir. Ukala olduğu için sevilmez.

Sol beceriksizdir. En azından buna benzer bir genel kanı var.
Beceriksizdir, çünkü çok kitabidir. Kuramsaldır. İş bitirici değildir. Vaktini tartışma yaparak geçirir. Ukala olduğu için sevilmez. Burnunun dibindeki fırsatları göremez, görse bile bunlardan yararlanacak pratik akla ve esnekliğe sahip değildir.
Sağ öyle mi ya. Sağ, nasıl tanımlanırsa tanımlansın, daima daha beceriklidir. İş bitiricidir. Yap-satçıdır. Köşe dönücüdür. Yap-işlet-devretçidir. Küreselcidir. Pratiktir, esnektir, pragmatiktir.
Halkın dilinden anlar, halk da onun dilinden anlar. Zamanını boş tartışmalarla heba etmez. Uyar zamana, uymazsa ona zaman. Gerekirse 180 derece değişiverir. Tabii bir taraftan değişirken, bir taraftan da gelişmeyi ihmal etmez. Hesap kitap adamıdır. Solcular gibi boş hayaller peşinde koşmaz. Somut, gerçekleştirilebilir hedefleri vardır.
Senelerce bu kalıp tiplemelere inandık.
Sağcısı, solcusu bu görüşleri benimsedik. O kadar benimsedik ki, bu kalıplara uymayan gelişmelere pek dikkat etmiyoruz.
Örneğin son aylarda yaşananları anımsamakta yarar olabilir. Meclis'te üçte iki çoğunluğu olan AKP gerçekten bu kalıplara uygun mu hareket etti?
Sağ, Meclis'te üçte iki çoğunluğa sahip. Buna karşın iktidarlarında hata üstüne hata yapıp durdular. Irak savaşında hükümet istediği tezkereyi Meclis'ten geçiremedi. Hele son cumhurbaşkanı seçimi 'hesaplı ve pratik' olduğu söylenen sağ için tam bir hezimetti. Bu işi başından beri tekeline almış olan R. T. Erdoğan burnunun ucunu göremedi ve işi tam bir çıkmaza soktu. Meclis'te küçük bir azınlığa hükmeden CHP en önemli konularda hükümeti istediği yöne çekti. Deniz Baykal, Erdoğan'a gol üstüne gol attı.
Bir taraftan Erdoğan 'Askerlik yan gelip yatma yeri değildir' gibi ne amaca hizmet ettiği belli olmayan açıklamalar yaparken, Meclis Başkanı Bülent Arınç 'Dindar cumhurbaşkanı seçmek' gibi ideolojik yanı ağır basan ve AKP'yi güç durumda bırakan sözler söyledi.
Soldaki iki parti sessiz sedasız seçim ittifakını gerçekleştirirken ve bu süreçte tam bir olgun devlet adamlığı örneği verirken, DYP ve ANAP'ın büyük bir tantanayla başladıkları birleşme çabaları boşa gitti, her iki partinin de yararına olabilecek bir girişimi ağızlarına yüzlerine bulaştırdılar.
Sonuçta ANAP seçime girmekten vazgeçti, DYP (DP) de itibar kaybına uğradı. Mumcu da, Ağar da lider olarak çok kötü puan aldılar.
Başbakan, dış politikadaki en önemli konuları bazı danışmanlara havale etti, Zapsu gibi danışmanlar da Amerika'ya gidip 'Erdoğan iyidir, onu su borusundan aşağı atmayın, kullanın' diye utanılacak ve neye yaradığı belli olmayan sözler ettiler.
Ve şu günlerde yaşanan terör olayları karşısında hükümetin kararlı bir tutum izleyemediğini gördük. Ordu siyasal irade gereksinmesini haykırıp duruyor, ama Başbakan 'Askerlik yan gelip yatma yerdir'
diye düşündüğünden olmalı, konunun üzerine gitmemeye özen gösteriyor.
Velhasıl sağcılara ve solculara ilişkin eski basmakalıp görüşleri değiştirme zamanı geldi de geçiyor belki, ne dersiniz?