Şaşılası işler

Tayyip Erdoğan'ın bir özelliği de durup durup şaşılası işler yapmasıdır. Geçen gün 'Güvenlik Zirvesi'ne girerken söylediği şu sözler gibi: "Kuzey Irak'ta 500 terörist var, sınırlarımız içinde 5 bin.

Tayyip Erdoğan'ın bir özelliği de durup durup şaşılası işler yapmasıdır. Geçen gün 'Güvenlik Zirvesi'ne girerken söylediği şu sözler gibi: "Kuzey Irak'ta 500 terörist var, sınırlarımız içinde 5 bin.
Önce sınır içindekileri halledelim!"
Akılla, mantıkla, sağduyuyla açıklanabilecek sözler değildi bunlar. Nitekim dünkü gazetelerde Başbakan'ın bir açıklaması yayımlandı: "Ay kusura bakmayın, yanlış olmuş, Kuzey Irak'ta 3 bin 500 terörist varmış!"
Bir başbakan böyle bir konuda nasıl yanlışlık yapar ve bunu kamuoyuna açıklar, anlamak mümkün değil.
En önemlisi de, Erdoğan böyle bir açıklama yaparak hem 'Zirve'de alınacak kararı önceden belirlemiş oldu, hem de Türk devletinin elindeki çok önemli bir kozu geçersiz hale getirdi.
Türkiye'nin Irak'a askeri müdahale yapıp yapmamasından daha önemli olan şey, böyle bir müdahale tehdidini elinde bulundurmasıdır. Nitekim Abdullah Öcalan'ı barındıran Suriye'yi yola getirmek için bu ülkeye müdahale yapılmadı, ama müdahale yapılacağı tehdidi yeterli oldu. Başbakanımız 'Önce kendi sınırımız içindekileri temizleyelim' demekle Irak'ta mevzilenmiş teröristlere güvence vermiş olmuyor mu? 'Korkmayın, size bir şey olmaz!' Bu durumda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin caydırıcılığından söz edilebilir mi?
Nitekim son haberlere göre bir güvenlik önlemi olarak Irak sınırının güneyinde bir 'tampon bölge' kurulması gündeme gelmiş. Normal koşullarda böyle bir girişimi zor da olsa ilgili güçlere kabul ettirebilirdik belki. Ama şimdi Amerikalılar ve Iraklı yetkililer "Bakın Başbakanınız ne diyor, Irak'tan size yönelik ciddi bir tehdit yokmuş!" derlerse ne yapacağız? "Kusura bakmayın, bizim biraz geveze bir Başbakanımız var, aklına her geleni söylüyor işte, siz onu ciddiye almayın" mı diyeceğiz?
Elbette ki Irak'a müdahale olasılığı enine boyuna tartışılmalıdır. Hükümet buna karşı olabilir, orduya 'Sınırı geçmeyin' diyebilir. Kamuoyunun bilmediği pek çok konu olabilir, bunları açıklamak da sakıncalı görülebilir.
O zaman yapılacak şey, yetkililerin bu konuları gizli toplantılarda tartışması ve bir karara varması olmalıdır. Fakat, Başbakan Erdoğan'ın yaptığı gibi Türk devletinin seçeneklerini daraltacak, manevra alanını kısıtlayacak, terör örgütüne ve onu destekleyenlere güvence verecek açıklamalar yapılması (hem de Başbakan'ın ağzından) son derece yanlıştır.
Erdoğan gittikçe sıkışıyor ve sıkıştıkça böyle akla mantığa ters düşecek işler yapıyor. Camilerde slogan atanlar hakkında soruşturma açılmasını istemesi de böyle bir garabettir. (Gerçi 'Camiler kışlamız, minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz, cemaat ordumuz' manzumesini okurken farklı düşündüğü anlaşılıyor). Camilerin politikaya alet edilmesine ben de karşıyım. Ama hakaret içermediği sürece, slogan atanları hangi yasaya göre cezalandıracaksınız, bilmiyorum. 'Erdoğan'ı kızdırmama yasası' yok henüz.
Ama sonunda sayın Erdoğan'la bir noktada anlaşmış olabiliriz: Camiye siyaset sokmak yanlıştır!