Seçkinlerin temsilcisi bir Başbakan

Koskoca Başbakan, yalan söyleyecek değil ya, elbette bir bildiği vardır diye düşündüm, 'derin Türkiye' bizim iktidarımızı engellemeye çalışıyor deyince. 'Derin devlet' yetmedi, gelsin daha da derini.

Koskoca Başbakan, yalan söyleyecek değil ya, elbette bir bildiği vardır diye düşündüm, 'derin Türkiye' bizim iktidarımızı engellemeye çalışıyor deyince. 'Derin devlet' yetmedi, gelsin daha da derini. Eğer mağdur olmak seçimde oy getirecekse 'derin Türkiye'den daha zalim ne olabilir ki?
Yalnız sayın Başbakan bu yeni kavramı nedense tanımlamak istemedi. Yarı karanlık şeyler her zaman daha ürkütücü olduğu içindir belki de. Böyle şeyleri gerilim filmi tadında bırakmakta yarar var.
Erdoğan açıklamalarına devam etti: "CHP seçkinlerin partisidir" dedi. AKP'yi ve kendisini 'halkın partisi ve adamı' olarak gördüğünü
anlamış olduk. "Adında halk sözcüğü de olsa, halkla bir bağı yok CHP'nin!"
Bütün bu söylenenler sadece seçim propagandası olsa önemli olmayabilirdi. Ama seçim zamanı dışında da sık sık yinelenen görüşler bunlar.
Ben de sayın Erdoğan'a 'halk adamı' diyebilirdim. Yürüyüşünde, duruşunda, meydan okuyuşunda insanı etkileyen bir futbolcu havası olduğu için. Ama bazı şeyler var ki, 'bizler, seçkinlerin ezdiği zavallı Anadolu delikanlısıyız' iddiasıyla pek de örtüşmüyor.
Örneğin fakir bir ailenin çocuğu nasıl oldu da birdenbire büyük bir servet sahibi oldu, hâlâ açıklanmamış bir muammadır. 'Oğlumun düğününde verilen hediyelerden zengin olduk' iddiası mahkemece uygun görülse bile benim pek aklıma yatmıyor. Ve ezilen saf Anadolu delikanlısı imajıyla hiç bağdaşmıyor.
Güneydoğu'dan her gün şehitler gelirken Başbakan'ın oğlunun askerlikten muaf tutulmasını da mazlum imajıyla bağdaştıramadım.
(Küçük bir not: Başbakan gittiği yerlerde hamasi nutuklar atarken 'Eyy cefakâr Türk halkııı...' deyip duruyor. 'Cefakâr', eziyet çeken değil, eziyet eden anlamına gelir! Başbakan'ın muradı 'cefakeş' demektir sanırım!)
Bir başbakan ki çocukları yurtdışında okur, şirket sahibi olur, gemi satın alır, pahalı yatırımlar yapar... Sonra kalkıp 'Biz seçkin değiliz, CHP seçkinlerin partisidir' demeye hakkı kalır mı?
'Seçkinlerin partisi' dediği CHP Genel Başkanı Deniz Baykal geçenlerde orta halli bir ev satın aldığı için aylarca basının dilinden kurtulamamıştı. Aynı şekilde, Cumhurbaşkanı Sezer'e de bir evi çok görmüşlerdi.
İkbal dönemlerinde ihaleleri kendi yakınlarına, parti yoldaşlarına veren, belediyeleri ve bakanlıkları kadrolaşma mekânına çeviren, üst makamlara atama için başörtülü eş koşulu arayan ve senelerdir bu ülkeyi yöneten insanların karşımıza geçip 'derin Türkiye engelinden' söz etmesini anlamak mümkün değil.
Yanlış anlaşılmak istemem. İnsanlar elbette seçkinlerin temsilcisi de olabilir, kendisi servet sahibi de olabilir. Bütün bunları dürüstçe yaptığı sürece mesele yok.
Mesele şurada: Bir taraftan bu ülkenin kaymağını yerken, bir taraftan da ezilmiş, mazlum, perişan rolü oynamanın âlemi yok.
Biraz ayıp oluyor doğrusu!