Şoklara alışmak

Müthiş bir toplumsal değişim yaşıyoruz. Yaşam biçimimiz, değer yargılarımız, inançlarımız hızla değişiyor. İnsanlar da değişiyor.

Müthiş bir toplumsal değişim yaşıyoruz. Yaşam biçimimiz, değer yargılarımız, inançlarımız hızla değişiyor. İnsanlar da değişiyor.
Haluk Şahin dünkü yazısında 'vatanseverlik' kavramını ele almış, 'Üzücü bir kayıp' diyordu.
Artık bu kavramın yozlaştığını, saldırgan bir milliyetçi anlayışa kılıf olarak kullanıldığını belirterek. Son günlerde adı sıkça geçen 'vatansever' derneklerden esinlendiği anlaşılıyor.
Haluk Şahin elbette doğru bir gözlem yapıyor.
Ama yozlaşan, anlamını yitiren, tersyüz edilen sadece 'vatanseverlik' midir? Belki de asıl önemlisi, değer yargılarımızda genel bir 'duyarsızlığın' ortaya çıkmasıdır. Artık 'yozlaşmadan' söz etmek bile gereksiz, yersiz bir şey sayılır oldu.
Alışıyoruz.
Akşam televizyon haberlerini izlerken altyazılı duyurular geçiyor ekranda: 'Azz sonra şok haber...' Yahu bir akşamda 10 tane şok haber olur mu demiyor kimse. Şok haberlere de alıştık.
50 yıl önce olsa aylarca tartışılacak olan, 'Yok canım böyle bir şey olamaz, bir yanlışlık olmalı' diyeceğimiz pek çok haberi umursamıyoruz bile, şoke filan olmuyoruz, 'Türk polisi ya yakalar ya da yakalamaz! Keyfi bilir!'
Sadece son birkaç günün 'şok haberlerine' bir bakın.
Bir Yargıtay yargıcı 'örgütlü fuhuş yaptırmak' suçundan tutuklandı.
Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral yolsuzluk yaptığı için yargılandı, hüküm giydi, hapse kondu.
Birtakım emekli askerlerin de karıştığı silahlı çeteler ortaya çıkarıldı.
Hrant Dink suikastını bazı güvenlik güçlerinin önceden bildiği iddia edildi. En azından, güvenlik güçlerine muhbirlik yapan bir eleman suikastı önceden haber verdiğini söyledi.
Ülkedeki suçluluk oranlarında yüzde 170'e varan artışlar gözlendi.
Ülkemizin Kuzey Irak'a müdahale etmeyeceği konusunda ABD hükümetiyle bir anlaşma imzaladığı ortaya çıktı.
Anayasa Mahkemesi siyasal yaşamı derinden etkileyecek bir karar aldı, cumhurbaşkanını halkın seçebileceğine, bunun Anayasa'ya aykırı olamayacağına karar verdi.
Bu ülkede bir zamanlar bu olaylardan tek biri bile uzun uzun tartışılır, irdelenirdi. İnsanları şaşırtır, kızdırır, tepkilere neden olurdu.
Şimdi en ağır şokun bile ömrü 24 saat. Magazin programları, kimin kiminle kırıştırdığı, çok daha önemli sayılır oldu. Televizyon haberlerindeki 'şok'ların çoğu da magazin haberlerinden oluşuyor zaten.
Hiçbir şeye şaşırmaz, aldırmaz, olayları umursamaz olduk. Keçeleşen bir kamuoyu. Belki de asıl şok budur.