Sorular

'Terör zirvesi' toplandı, pek inandırıcı olamayan bir bildiri yayımlayarak dağıldı.</br>'Terörle mücadele' konusunda bir hayli deneyimli olmamız gerekir, ama bu işte pek acemice davrandığımızı sanıyorum.

'Terör zirvesi' toplandı, pek inandırıcı olamayan bir bildiri yayımlayarak dağıldı.
'Terörle mücadele' konusunda bir hayli deneyimli olmamız gerekir, ama bu işte pek acemice davrandığımızı sanıyorum.
Birincisi, 'terör zirvesi' ne demek? Ülkede terör hızla yaygınlaşıyor. Aradan aylar geçtikten sonra Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve ilgili bakanlar (kerhen düzenlendi izlenimini veren) bir 'zirvede' bir araya gelebiliyorlar. Bunlar başka ülkelerin insanları değil, bu devletin yetkilileridir. Buluşmaları, görüşmeleri, karar almaları için 'zirve' mi gerekir? Sorunun aciliyeti düşünülecek olursa, bu kişilerin sık sık haberleşmeleri, görüş alışverişinde bulunmaları gerekmez mi?
Ve bunu sağlamanın sorumluluğu Başbakan'a düşmez mi? Böyle acil durumlarda Başbakan'ın (saçma küskünlükleri bir tarafa bırakıp) anamuhalefetle de görüş alışverişinde bulunması beklenmez mi?
Acil durumlar, acil önlemleri gerektirir. Oysa Türkiye'nin hızla terör batağına yuvarlanması karşısında hükümetin hiçbir önleme başvurmadığını, devlet çarkını başıboş bıraktığını, seçim nutukları atma mesaisine öncelik verdiğini gördük.
Tamam, cenazelerde siyasal gösteri yapmak hoş değil. Ama canı yanan o insanların güvenecekleri ve inanacakları bir yönetim arayışı içinde
olduklarını da unutmamalıyız.
Anlamakta zorlandığım olaylardan birisi de Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün Genelkurmay Başkanı'nı 'gizlice' ziyaret ettiğini söylemesiydi. 'Allah Allah, neden gizlice ziyaret etti acaba?' diye merak etmeden duramadım. Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı yeraltı suç örgütü değildir, Gül ve Büyükanıt polis tarafından aranan suçlular değil! O halde neden 'gizlice ziyaret' yapıldı dersiniz? Bilmiyorum ve anlamıyorum.
Ve Anayasamızda Milli Güvenlik Kurulu diye bir organ var. Bu kurulda terör konularının enine boyuna konuşulması gerekmiyor mu? MGK bu işe de yaramazsa, neye yarar?
'Terör zirvesi'nden sonra yayımlanan bildiride, 'tam bir görüş birliği sağlandığı' belirtildi ki bu hiç de inandırıcı gözükmedi. Genelkurmay Başkanı yaptığı konuşmalarda Kuzey Irak'a girmenin terör sorununu çözme bakımından yarar sağlayacağını ve TSK'nın bunu başaracak imkân ve kabiliyetlerinin olduğunu söylemiştir. Şimdi birdenbire görüş değiştirmesi
için hiçbir neden (Amerika'nın hükümet üzerine kurduğu baskıdan başka) gözükmüyor.
Başbakan Erdoğan'ın 'zirve'ye katılmadan önce söyledikleri pek netti: "Türkiye'de 5 bin, Kuzey Irak'ta 500 terörist var, önce sınırlarımız içindekileri temizleyelim!" Böylece 'zirve' toplanmadan ne
karar alınacağı belli olmuştu.
Yalnız Erdoğan'ın verdiği bilgilerde ve yorumunda bazı sorunlar vardı. Kuzey Irak'ta 500 değil, 4 bine yakın terörist olduğu biliniyordu. Ayrıca asıl sorun oradaki teröristlerin sayısı değil, işleviydi. bu adamlar Türkiye'deki teröristlere lojistik destek sağlıyordu, asıl bu nedenle engellenmeleri gerekliydi.
Erdoğan, 'Önce diplomasi' diyor. Haklıdır.
Savaşı kim ister ki? Fakat, gerektiği zaman savaşı göze almayan bir diplomasinin bu olayda pek bir yararının olmadığını görmedik mi?