Sözcünün kerametleri

Emin Çölaşan, Hürriyet'teki köşesinde iki gün üst üste aynı konuya değindi: Başbakanlık sözcüsü olan Akif Beki'nin yazdığı 'Erdoğan'ın Harfleri' adlı kitabı tanıttı.

Emin Çölaşan, Hürriyet'teki köşesinde iki gün üst üste aynı konuya değindi: Başbakanlık sözcüsü olan Akif Beki'nin yazdığı 'Erdoğan'ın Harfleri' adlı kitabı tanıttı. Başbakan'ın sözcüsü olan bu zat, 'hurufilik' yöntemini kullanarak pek güzel bir kitap yazmış.
Çok özetlenecek olursa, "Erdoğan'ın Musa peygamberin soyundan geldiğini ileri sürmüş! Erdoğan'la Gül arasındaki ilişkiyi Musa peygamberle kardeşi Harun arasındaki ilişkiye benzetmiş."
"Tayyip Erdoğan'ın varlık mertebesinde tecelli eden ilahi isimler ve anlamları şöyle" demiş, "Âlim: Gizli ve açık her şeyi bilen anlamına geliyor. Muhyi: Dirilten, hayat veren anlamında." Yani Erdoğan her şeyi bilen ve dirilten, hayat veren bir insanmış! Tövbe tövbe Ya Rabbi! Daha neler görüp işiteceğiz! Benim bildiğim bunlar Allah'a atfedilen güçlerdir. Allah'tan başka kimse âlimi mutlak ve kadiri mutlak olamaz. Yanılıyor muyum?
Bitmedi, Erdoğan'ın bir çeşit Mehdi olduğu anlaşılıyor: "Göklerden beklenen 'kurtarıcı' insanların arasından zuhur etti. Göksel değil, dünyevi bir kurtarıcı, bir siyasi lider olarak. Mucizelerle gönderilen göksel bir varlık yerine oylarla sandıktan çıkarılan bir kurtarıcı. Büyük bir kitlenin son umudu. Seçilmiş biri ama seçmenleri tarafından."
Bunları yazan zat, Başbakan'ın sözcüsü. Elbette bu göreve atanırken Başbakan kimi atadığını biliyordu.
Aynen laikliğe karşı olduğunu, şeriatın galip geleceğini söyleyen
ve bunda ısrar eden Başbakanlık Müsteşarı'nı atarken ne yaptığını bildiği gibi!
Başbakan'ın ve çevresindekilerin 'biz değiştik' sözlerini bunun için kuşkuyla karşılıyorum: Bunlar öyle temel konulardır ki, insanlar bir gecede bir uçtan diğerine savrulamaz. Savrulmaya kalkarsa da dengesi bozulur.
Bir başbakan sözcüsünü ve müsteşarını seçerken herhalde kendisi gibi düşünen kişileri tercih edecektir. "Aa nereden çıktı bu adamlar, onları da kim atamış, ne düşündüklerini nereden bileyim" diyecek hali yok sanırım.
Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasına kuşkuyla bakanların, 'Aman vazo kırılmasın' diye titizlenenlerin derdi bu işte: Erdoğan cumhurbaşkanı olursa Akif Beki gibi bir hurufiyi veya Başbakanlık Müsteşarı gibi bir kişiyi Cumhurbaşkanlığı Köşkü'ne taşımayacak mı?
'Aman efendim, Başbakanlık Sözcüsü yağ çekmek için bunları yazmıştır, ciddiye almayın' diyenler olacaktır. Ben bunların yağ çekmek için yazıldığını sanmıyorum. Yazarın her söylediğine ciddiyetle inandığını, nereye gelirse gelsin bu görüşlerini değiştirmeyeceğini düşünüyorum. Zira bu tür görüşler boşlukta ve birbiriyle bağlantısız olarak oluşmaz. Tam tersine, kişilik yapısını, dünya görüşünü oluşturan bir bütündürler. O nedenle kısa bir zamanda köklü biçimde değişmeleri (travmalar dışında) pek mümkün gözükmüyor.
Erdoğan'ın kendine layık bir sözcü seçtiğine kuşku yok.
Ama Türkiye buna layık mıdır? Hiç sanmıyorum!