Süreli evlilik?

Herkese kızıyor. Basına, üniversitelere, işadamlarına... Durmadan fırçalıyor. Sonra uçağa atlayıp Amerika'ya gidiyor.

Herkese kızıyor. Basına, üniversitelere, işadamlarına... Durmadan fırçalıyor. Sonra uçağa atlayıp Amerika'ya gidiyor. Bu kadar kızgınlıkla nasıl demokrat olacak, nasıl uzlaşmacı olacak, anlayabilmiş değilim doğrusu.
Son zamanlardaki aşırı duyarlılığının ve kızgınlığının arkasında biraz da 'tek adam'lıktan çıkışı mı yatıyor acaba diye sormadan edemiyorum. Sezer, Cumhurbaşkanı olarak şov yapma heveslisi değildi, meydanı Erdoğan'a bırakmıştı. Ama Gül öyle değil. Tam bir politikacı.
Nefes alsa haber oluyor ve Gül de bunu kullanıyor. İmaj tahtında iki kişiye yer açmak gerekiyor şimdi.
Kim olsa canı sıkılır.
Neyse, bugün anayasadan ve başörtüsünden söz açmak istemiyorum. Başka konulara değinelim, biraz siyaset dışına çıkalım diyorum.
Alman politikacı Gabriele Pauli evliliklerin yedi yıl için yapılmasını, yedi yılın bitiminde kendiliğinden sona ermesini önermiş! "Evliliklerin çoğu zaten yedi yıldan daha fazla sürmüyor" demiş, "hiç olmazsa böylece hem paradan tasarruf eder, hem de daha az üzülmüş oluruz!"
Tabii Katolikler bu öneriyi duymak bile istememişler, Katolik olmayanlar da kuşkuyla karşılamış.
Ben de bir üniversite öğrencisi olduğum yıllarda buna benzer uçuk bir öneri geliştirmiştim. Evliliklerin kira kontratı gibi yıllık sözleşmelerle yapılabileceğini düşünürdüm. Kontrat döneminin bitiminde taraflardan biri feshini istemediği sürece kontratın süresinin birer yıl uzaması koşuluyla.
Ama benim gerekçem Alman politikacının gerekçesinden tümüyle farklıydı. Süreli sözleşmelerle yapılan evliliğin daha dayanaklı olacağını, sürekli olarak eşini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olan çiftlerin birbirine çok daha özenli davranacağını, sözleşme döneminin sonuna doğru sevgilerinin yineleneceğini düşünürdüm.
Bu arada doğacak çocukların durumunu yeteri kadar düşünmediğim anlaşılıyor.
Bayan Pauli'nin önermesi ilk bakışta 'Olacak şey mi' diye karşılansa bile aslında uygulama alanı olan bir modeldir. Bildiğiniz gibi halen İran'da oldukça liberal bir biçimde uygulanan muta nikâhı var. Üstelik 'yedi yıl' gibi saygıdeğer bir süreye varmayan, birkaç saatle veya günle sınırlı olan 'evlilikler' bunlar.
Bir diğer uygulaması Osmanlı'da! Bu evliliklere 'kayban' denirdi. Daha çok Rum kızları ile Avrupalı tüccarlar arasında yapılırdı. Tüccarlar kızın babasına yerli Rumlardan çok daha fazla para verirdi. Evliliğin süresi işin başında sözleşmeyle belirlenirdi. Erkek, doğacak çocuklara bakmakla yükümlüydü. Çocuklar babanın resmi mirasçıları sayılırdı.
Yani pek de uygulanmamış bir düzenleme değil. Ama zaten boşanmaların yeteri kadar kolay olduğu bir dünyada süreli evliliklere gerek var mı dersiniz? Hiç sanmıyorum doğrusu!