Talimat: Aileyi bir daha yazma

Oğlum ve üç ayrı kişinin aynı rüyayı görmesine ilişkin yazım ilgi görünce, oğlumla eşimden kesin talimat geldi: "Bir daha aile içinde olan biteni yazma!"

Pazar yazısı dediğin biraz hafif meşrep bir şey olmalı. Bu düsturdan hareketle geçen pazar oğlum Özgür'ün saçlarıyla ilgili bir yazı yazdım. Özgür, rüyasında saçlarını kesiyordu ve aynı rüyayı üç ayrı kişi daha görmüştü. Aynı rüyayı dört ayrı kişinin görmesinin rastlantıyla açıklanamayacağını, bu gibi konularla bilim adamlarının daha fazla ilgilenmesi gerektiğini tartışmak istiyordum.
Yazı, beni de, Özgür'ü de şaşırtan bir ilgi yarattı. Hürriyet gazetesi ve bir televizyon kanalı Özgür'le görüşerek haber yaptı. Medyumlardan ve rüya tabircilerinden yorumlar istendi. Daha sonra Sabah yazarı Emre Aköz, kendi yorumunu da ekleyerek konuya uzunca yer verdi, Milliyet'in Popüler Kültür ekinde bir yazı yayımlandı... Kim bilir, belki gözümden kaçan başka yazılar da çıkmıştır.
Bu arada zahmet edip bana e-posta mesajları yollayanlar da oldu. Bunlardan birisi psikiyatri profesörü olan bir okurumdu: "Aynı rüyayı gören kişiler, birbirinin etkisi altında kalarak 'deja vu' denen bir olayı yaşamışlardır" diyordu. Bilimsel bir kavram kullanılsa da, bu açıklama bana pek inandırıcı
gelmedi. 'Bir olayı daha önce yaşamış gibi olma' diye tanımlanabilecek olan 'deja vu' elbette ilginç bir psikolojik durumu yansıtır. Ama bu olayda açıklayıcı olabileceğini sanmıyorum. İnsanların salgına uğramış gibi aynı rüyayı görmelerinin bu yolla açıklanması benim pek aklıma yatmıyor.
Daha şaşırtıcı bir açıklama, üniversitede istatistik hocası olduğunu sandığım bir okurumdan geldi:
"Bir kişi gece boyunca 10 rüya görse, iki kişinin aynı rüyayı görme olasılığı nedir?' sorusuyla problemi ortaya koyuyor ve uzun formüllerden, hesaplamalardan, dipnotlardan, alıntılardan sonra bu olasılığın yüzde 6 civarında olduğunu ileri sürüyordu! İnternet ortamında kendisine arka çıkan bir diğer okur da, 'Boşuna zahmet etmişsiniz, Türker Alkan istatistikten anlamaz' diye arkadan vurmacılık yapıyordu.
Gerçi üniversite öğrenciliği çağlarımdan beri istatistikle uğraşmadığım doğrudur, ama dayanamayıp istatistik hocası okuruma sordum: "Herhangi bir kişinin görebileceği 10 rüyadan bir tanesinin Özgür'le ilgili o rüya olmasının garantisi nedir? Sizin dediğiniz gibi bir olasılık geçerli olsa, milyonlarca kişinin aynı rüyayı görmesi gerekmez miydi? Bir insanın görebileceği rüyanın evreni sonsuz olduğuna göre, nasıl olur da böyle bir orana ulaşabilirsiniz?"
İstatistik hocası olduğunu sandığım okurum bu sorulara pek çok formülün eşliğinde şu yanıtı verdi: "O, 10 rüyadan herhangi birinin görülme olasılığından söz ediyordum!"
Susmaktan başka ne denir?
Doğrusu en sevimli ve gururumu okşayan yazıyı Emre Aköz yazmıştı: "Özgür'ün
saçları güzel olduğu için, babası da tanınmış bir yazar ve hoca olduğundan insanlar aynı rüyayı görmüş olabilirler" diyordu. Gerçi Özgür'ün güzel saçları var, ama benim öyle tanınmış bir yazar ve hoca olduğum doğru değil. Eğer Emre Aköz'ün açıklaması geçerli olsaydı, bana ve Özgür'e gelinceye kadar binlerce kişinin insanların düş dünyasında saltanat sürüyor olmaları gerekirdi.
Bütün bu olup bitenlerin aile içindeki yansımaları kötü oldu. Özgür de, eşim de matbuat dünyasının bu yakın ilgisinden hoşnut kalmadılar. Ve bana kesin talimat verdiler: "Bir daha aile içinde olup bitenleri yazı konusu yapma!' "Tamam, söz bir daha yazmam" dedim, ama huylu huyundan vazgeçmiyor işte. Umarım bu yazıyı okumazlar!