Tanrı'nın var olma olasılığı

Bertrand Russell iflah olmaz bir ateist, yani 'tanrıtanımaz' sanılırdı, ama aslında 'agnostikti', yani 'bilinemezci.' Dinleri alabildiğine eleştirirdi.

Bertrand Russell iflah olmaz bir ateist, yani 'tanrıtanımaz' sanılırdı, ama aslında 'agnostikti', yani 'bilinemezci.' Dinleri alabildiğine eleştirirdi. 'Neden Hıristiyan Değilim' başlıklı kitabı ile dini bütün Hıristiyanları çileden çıkarmıştı. Bir başka kitabında da 'neden ruhların olamayacağını' tümüyle materyalist bir çerçevede açıklamaya çalışıyordu: Zekânın, anıların, bilgilerin, kişiliğin, kısacası bilincin merkezi beyindir. Ölünce beynimiz çürüyüp yok olduğuna göre, öldükten sonra bilincimizi sürüp gitmesi mümkün değildir, bu nedenle bizim bilgilerimizi ve kimliğimizi taşıyan bir ruhun varlığı da mümkün değildir.
Doğrusu hayranı olduğum, kitaplarını büyük bir zevkle okuduğum Russell gibi bir düşünüre hiç de yakıştıramadığım sığlıkta bir tartışmaydı bu. Russell'ın o kitabını okuduktan sonra bir şeyi hep merak ettim durdum: Russell ölüp öteki dünyaya gittiği zaman (tabii öteki dünya varsa!) ruhların var olduğunu görünce neler hissedip düşünmüştür acaba? 'Yahu biraz ayıp ettik galiba, insanları amma da yanıltmışım' diye söylenmiş olmalı.
100 yıldan fazla bir süredir İngiltere'de faaliyet gösteren 'Psişik Araştırmalar Derneği' de aynı şeyi merak etmiş olmalı ki, Russell öldükten sonra uzun bir süre ruhunu çağırdılar, ama ne gelen oldu, ne giden. Kim bilir, ruhu yaşamayı sürdürse bile, belki mahcubiyetinden gelememiştir!
Geçenlerde basında bir haber çıktı: "İngiltere'nin en ünlü ateisti 81 yaşındaki felsefe profesörü Anthony Flew, Tanrı'nın var olabileceğini kabul etti. Dünyanın dört bir yanındaki akademisyenlere ateizm konusunda ilham verdikten sonra, şimdi fikir değiştirdiğini ve Tanrı'nın var olduğunu söyleyen Flew, etkisi altında kalanlara verdiği zarardan dolayı özür diledi!"
Adama kızıp, '80 yaşını geçtikten sonra herkes Tanrı'ya inanır tabii' türünden hoş olmayan görüşler ileri sürebilirsiniz tabii. Bence Antony Flew'a dürüstlüğünden dolayı teşekkür etmeliyiz. Bir insanın 80 yıl yanıldığını sonunda fark etmesi ve bunu açıklaması hiç de kolay değil. Hem de böylesine önemli bir konuda!
Herhalde insanlığın en eski tartışma konusudur: Tanrı var mı yok mu? Varsa, nasıl bir Tanrı'dır? Kimden yanadır? İnsanlık tarihinde dökülen kanların çok büyük bir kısmı bu sorulara verilen farklı yanıtlardan kaynaklandı. Oysa Tanrı'nın varlığını da, yokluğunu da kanıtlamak olanaksız gözüküyor. Daha doğrusu, her iki tarafın kanıtları da (Amerikan mahkemelerindeki duruşmalarda kullanılan hukuk deyimiyle) 'ikinci derecede' kanıtlar. Kimsenin elinde nihai ve kesin bir kanıt yok.
Ama insanların aklı fikri bu konuda. Geçenlerde yayımlanan bir haberde şunları okuyorduk: "ABD'de bir bilim adamı, 200 yıllık bir matematik formülüyle Tanrı'nın varlığını ispatladığını söyledi. Scientific American adlı bilim dergisine göre Stephen Unwin, 'Probability of God' (Tanrı'nın Olasılığı) adlı kitapta, 'Tanrı, yüzde 67 olasılıkla var' diyor. Risk, analiz ve yönetim uzmanı olan Unwin, Bayes formülünden yola çıkıyor. Unwin, ahlaki değerleri, özgür iradeyi, mucizeleri, Tanrı'nın varlığını kabul eden ve karşı çıkan felsefi görüşleri, formülündeki değişkenler olarak ele alıyor."
'Gene ne varsa işletmecilerde var' diye düşündüm bunu okuyunca, 'Filozofların şaşırıp kaldıkları bir ortamda işletmecilerin yanıtı hazır ve kesin: Yüzde 67! Gel de inanma!'