Tesadüfi mitingler

'Kamusal alan' kavramını başından beri hafife aldılar. Oysa 'devlet' denen organizmanın ortaya çıkışıyla birlikte (yani binlerce yıl önce) 'kamusal alan' da ortaya çıkmıştır.

'Kamusal alan' kavramını başından beri hafife aldılar. Oysa 'devlet' denen organizmanın ortaya çıkışıyla birlikte (yani binlerce yıl önce) 'kamusal alan' da ortaya çıkmıştır. Devletin var olabilmesi 'kamu otoritesinin' varlığıyla mümkündür. Kamu otoritesi bireysel özgürlüklerle çatıştığı için de 'devlet' çoğu kez eleştirilir, kısıtlanmaya çalışılır.
'Özel yaşam alanından' bağımsız bir kamusal alanın varlığı aynı zamanda 'kamu hukukunu' ve bu hukukla bağlantılı olarak 'kamu ahlakını' zorunlu kılar.
Kamu ahlakının en temel kurallarından birisi de 'kamu malını, kamu olanaklarını kişisel çıkarlar için kullanmamaktır.'
Rivayete göre adaletiyle ünlü Hazreti Ömer, dairesinde devlet işi görürken kamu parsıyla satın alınan mumları kullanırmış, özel iş yapacağı zaman da devlet mumunu söndürür, cebinden özel mumunu çıkarır, onu kullanırmış!
Güzel bir öykü ve muhtemelen de doğrudur. Herhalde büyük işlere kalkışan insanlardan böyle davranışları beklemek gerekir.
Bizde de büyük işlere kalkışanlar oldu, ama nedense aynı duyarlığı ve özveriyi gösteremediler. Refah Partisi'nin 'Hazine'nin kayıp trilyonları' davası. Bir zamanlar 'ahlaki kalkınma' seferberliği yapan bu partinin yöneticileri, kendilerine emanet edilmiş olan Hazine paralarını yasaya aykırı olarak kullandılar ve liderleri Erbakan bu suçtan mahkûm oldu. Hâlâ da AKP'de milletvekilliği ve bakanlık yapan kişilerin dosyası dokunulmazlık nedeniyle beklemede.
Nerede Hz. Ömer'in 'kamu hukuku ve kamu ahlakı' anlayışı, nerede günümüz politikacıları!
'Kamu ahlakı' derken sadece Hazine paralarını düşünmeyin.
Bir işin ehli olmayan kişiyi sırf senin partindendir diye kayırarak o işin başına getirmek de kamu ahlakına ve hukukuna aykırı değil midir? 'Hükümet, genel seçime sayılı günler kala, başta üst kurullar olmak üzere bazı kamu kurumlarında boş bulunan kritik pozisyonlara atama yaptı' diyordu dünkü haber.
Garip bir rastlantı, nerede AKP'nin mitingi olsa bir bakıyorsunuz bir kamu kurumunun kabul günü var. Resmi bir tören var. Çoğunlukla da TOKİ sahnede. Ve iki iş bir arada yapılıyor, özelle kamusal harmanlanıyor, hem toplu konutlar vatandaşa dağıtılıyor, hem de bal gibi miting yapılıyor.
Devletin uçağı, helikopteri, otobüsü, özel çıkar sağlamak için kullanılıyor. Öyle gizli saklı, utanılarak filan değil. Alenen ve resmen yapıyorlar.
Hesap sormaya kalkışana ise cevap hazır: "Haa, orada resmi bir açılış vardı. Hazır gelmişken bir de miting yapalım dedik!"
Başbakan devletin helikopteriyle bir günde üç-dört ayrı yerde 'resmi açılış' yaparken kaza eseri, adeta farkında olmadan bir de bakıyorsunuz miting yapıvermiş!
Bunlar parasız pulsuz insanlar olsa yaptıklarını onaylamasam bile anlayabilirim. Bir ucu Almanya'da olan para trafiğinin göbeğindeler. Yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında. Çocukları Amerikalarda, Avrupalarda, şirket yönetimlerinde...
Daha ne isterler?
Bu ülkede, DP döneminde İsmet Paşa'ya hediye edilen bir top kumaşın hesabı sorulmuştu. Bereket Paşa gezdiği fabrikanın yetkililerine, 'Hediye kabul edemem' deyip kumaşın parasını ödemiş, makbuzunu da Meclis kürsüsünde cebinden çıkarıp göstermişti. Ne günlerden ne günlere geldik.
Sahi, kim daha çok Hz. Ömer'e benziyor?