TRT

Sosyalizm büyük bir darbe yedi, liberalizmin zaferi ilan edildi. Bu gelişmenin sonuçlarından birisi, ahlaki alanda görüldü.

Sosyalizm büyük bir darbe yedi, liberalizmin zaferi ilan edildi. Bu gelişmenin sonuçlarından birisi, ahlaki alanda görüldü. Muhafazakârların 'ahlaksızlık' olarak nitelediği sosyalizm, aslında çağdaş ahlakın dayandığı ilkeleri savunan bir dünya görüşüydü. Her şeyin özelleştirildiği bir dünyada, ahlak da bireyselleşiyor: Herkesin ahlakı kendine! O zaman, ahlak kuralları toplumsal bağlayıcılığını yitiriyor.
Liberalizmin zaferi sonucunda genel ahlak kuralı denebilecek normların sayısı son derece azaldı: Para ve başarı her şeyin önüne geçti. Toplumsal sorumluluk, eşitlik, adalet gibi kavramlar, romantik aptalların savunduğu ilkeler olarak görülür oldu.
Geçenlerde evlenen iki Amerikalı film yıldızının yaptığı evlilik sözleşmesi yansıdı basına: Evlilik süresince kim diğerini aldatırsa 5 milyon dolar tazminat ödeyecek. Eşlerden birisi kurnaz çıkmış, "Evlenmeden önce son bir kez aldatayım" diyordu, "bedavaya gelir!"
Parası bolsa, evlendikten sonra da aldatmaya devam edebilir elbet. Bir kavşakta korna çalan sürücüye polis ceza kesmişti. Sürücü bu işe çok bozuldu. Cezayı ödedikten sonra tekrar korna çaldı. Polis tekrar ceza kesti. Sürücü cezayı oracıkta ödedi, tekrar korna çaldı. Tekrar ceza, tekrar korna... Her şeyi paraya indirgemek, ahlaksal bir düzenleme olarak yeterli olmuyor işte.
'Ben paraya bakarım kardeşim' tavrının en son örneklerinden birisi, TRT üzerinde yürütülen tartışmada görülüyor. 'TRT zarar ediyor, ya özelleşsin ya da elektrik faturalarından aldığı yüzde 3.5'lik pay ve bandrollerden aldığı pay kesilsin' diyenler var.
Özdemir İnce, dünkü köşesinde İngiltere'den ve Avustralya'dan yazarak 'TRT yurtdışı yayınlarıyla büyük hizmet yapıyor, aman bu iş aksamasın' diyen okurlarının iletilerine yer vermişti.
TRT'nin savurganca harcamaları var mıdır, bilemeyeceğim. Bu husus incelenebilir, gerekirse düzeltilir. Fakat, TRT'nin yerine getirdiği büyük kültürel hizmetin, kâr-zarar hesabıyla ölçülmesini yadırgıyorum. Üstelik bu hesabı yapanlar, genellikle muhafazakâr olduklarını söyleyen kimselerdir!
TRT'nin değerlendirmesini sadece TRT-INT yayınlarıyla yapamayız elbette. Eli ayağı düzgün, magazine bulaşmamış haber veren, sunucuların düzgün Türkçe konuştuğu, klasik Batı müziğinin, klasik Türk müziğinin, halk müziğinin bozulmadan dinlenebildiği yer, TRT'dir. Spikerlik kursları açan, Türk müziği sanatçıları yetiştiren, Türk müziği arşivleri oluşturan kurum, TRT'dir. Nerede kusursuz bir Türk müziği icracısı görürseniz, bilin ki TRT'de yetişmiştir.
Bütün bunları nasıl paraya tahvil edebilirsiniz? Bir ulusun kültürü parayla ölçülür mü?
12 Mart sonrası dönemde dekan olarak atanan bir işletme profesörünü anımsıyorum.
Fakülte kurulunu toplamış ve dehşet verici kararını açıklamıştı:
"Fakültemizin yayımladığı bilimsel dergiyi kapatıyorum!"
"Neden?"
"Kâr getirmiyor!"
"Bundan sonra derginin kapağına çıplak kadın fotoğrafları bassak?"