Türban muhabbeti

'Sınır' dediğin nedir ki? Hayali bir çizgidir nihayet. Türk-İran sınırına gidin, o hayali çizgiyi bir adım İran tarafına geçin, kadınsanız ve...

'Sınır' dediğin nedir ki? Hayali bir çizgidir nihayet. Türk-İran sınırına gidin, o hayali çizgiyi bir adım İran tarafına geçin, kadınsanız ve saçınızdan bir tutam gözüküyorsa o anda polisle başınız derde girer. Bir adım Türkiye tarafına geçin, türbanlıysanız okula gidemezsiniz. Ama cumhurbaşkanının eşi olabilirsiniz!
Garip mi garip bir hal!
Ahmedinecad, İran'da Cumhurbaşkanı olalı, kadınların ve muhaliflerin yaşamı zorlaştı. Kadınların akşam 6'dan sonra işte çalışmaları yasaklandı. Batı müziği, Batı filmleri yasaklandı. Şimdi de başörtüsünün altından perçemi gözüken kadınları polis gözaltına alıyor. Çok sağlam da bir gerekçeleri var: "Sokakta manken gibi güzel kadınları gören erkekler akşam eve gidince karılarının yüzüne bakmaz! Biz evde oturup kocasını bekleyen kadınların haklarını savunuyoruz!"
Ne ince bir düşünce! Kaba-saba laikçilerin aklına bile gelmez böyle şeyler!
Ama İranlı kadınlar da inatçı mı inatçı çıkmış. Polis yüzlercesini tutukladığı halde gene de perçemlerini göstermekte inat ediyorlar! Polis yüzlercesini tutukluyor, onları yeni kadınlar izliyor!
'Bravo kadınlara' dedim kendi kendime. Verdikleri bu mücadeleyle mollarşiyi alt ederlerse hiç şaşmayın.
Ama sorun sadece mollarşi sorunu değil ki! Asıl sorun erkek egemenliğidir. İslam ülkelerinin hemen hepsinde temelde yatan tartışma, kadınların erkeklerle eşit düzeyde olup olmaması sorunudur.
Din, bu tartışmada erkek egemen ideolojinin bir aracı haline getiriliyor. Çoğu kez kadınların da erkek egemenliğini desteklemeleri bu ideolojinin ne kadar derinlere indiğinin bir göstergesidir. 'Erkekler gerekirse karılarını dövebilir, bu caizdir' diyen kadınların sayısı hiç de az değildir.
Hatta erkek egemenliğine karşı gelen kadınların burnunun kesildiğini, öldürüldüğünü, Hindistan ve Pakistan gibi yerlerde yakıldığını bile görüyoruz.
Bu kuşkusuz ki çok boyutlu bir konudur. İşin içine din, gelenekler, cinsellik, toplumsal roller, psikolojik tatmin gibi pek çok konu giriyor. Bu konulardan her birini bütünden ayırıp 'İşte ana neden budur, tali nedenler şunlardır' demek pek mümkün gözükmüyor.
Belki de ana neden 'bireyselleşme' dediğimiz süreçte yatmaktadır. İnsanların, aile, akraba, eş dost baskısı olmadan kendi yaşamları konusundaki temel kararları kendilerinin verebileceği koşulların oluşmasıdır 'bireyselleşme'. Bu da kapitalistleşmeyi, kentleşmeyi, sekülerleşmeyi içeren çok karmaşık ve uzun erimli bir süreçtir.
'Türban' dediğimiz şey basit bir bez parçası değil. Arkasında çok boyutlu ve derin oluşumları saklıyor. O nedenle de çözümü pek kolay gözükmüyor.
Biliyorum, Hayrünnisa hanımın türbanına getirmemi bekliyorsunuz konuyu. Doğrusu şık giyinmesini bilen sevimli bir hanımefendi. Ama arada bir perçemi gözüküyor. İran'a gitmesini tavsiye etmem!