Üslup kirlenmesi

Rahmetli Bülent Ecevit'in 'sayınlı' günleri çok gerilerde kaldı. Politikacılar 'sayın'ı, 'beyi', 'beyefendiyi' sözlükleriden çıkardılar. Şimdi amiyane konuşma zamanı.

Rahmetli Bülent Ecevit'in 'sayınlı' günleri çok gerilerde kaldı. Politikacılar 'sayın'ı, 'beyi', 'beyefendiyi' sözlükleriden çıkardılar. Şimdi amiyane konuşma zamanı.
Seçim günü yaklaştıkça bu eğilim daha da artıyor.
Bülent Arınç, Uğur Dündar'la konuşuyor: "Söylenecek her şeyi söyledim çok şükür" diyor ve ekliyor, "biraz dilimi tutsam şimdi cumhurbaşkanıydım." Bu sözlerin taşıdığı en önemli mesaj şudur: "Bülent Arınç o kadar dobra, açık sözlü bir insandır ki, bunun uğruna gerekirse en yüksek makamı bile gözden çıkarır!"
Yani gene de gizli bir böbürlenme durumuyla karşı karşıyayız!
Neylersiniz sayın Arınç, bülbülün çektiği dili belâsı diye boşuna dememiş eskiler.
Siyasette gittikçe artan bir üslup kirelenmesi ile karşı karşıyayız.
Senelerdir AKP'yi ve Erdoğan'ı eleştirdim, ama gene de sayın Bahçeli'nin şu sözlerine katılamayacağım: "İstikrar adına AKP'yi isteyen bölücülerdir, yağmacılardır, aşiret reisleridir. AKP adına istikrar isteyen Sevr sevdalıları ve rantiyecilerdir!"
Tamam, dilin kemiği yok filan ama bu kadar da frensiz olmaz ki! AKP yandaşlarının Sevr anlaşmasını istediğini iddia etmek hiç de makul bir şey değil.
Bu tarz konuşmalar söyleyeni tatmin edebilir, dinleyenlerden bir kısmını da etkileyebilir, fakat geniş kitleyi etkilemekte yetersiz kalacaktır.
Hele o idam ipi sahnesi son derece kötü düzenlemiş ilkokul müsameresi gibi bir şeydi. Son yılların en kışkırtıcı üslubu, belki de Meclis kürsüsünde Kürtçe yemin etmeye kalkan Leyla Zana ve arkadaşlarının tavırlarıydı. Zana, 'Hata etmişiz' diyor ve bağımsız arkadaşlarının böyle kışkırtıcı olmayacaklarını söylüyor. Belli ki olup bitenlerden bazı dersler çıkarmışlar.
Ama eski üslubunda ısrar eden bir kişi varsa o da Erbakan. Başbakan'a eski minval üzre saldırıyor: "Avrupa çökmüş, dinini bırakıp Hıristiyan birliğine, AB'ye nasıl üye olmak istersin. Bre gafil, bre cahil! Çocuksun sen be, çocuk!"
Böylece AKP'nin dinini terk etmek istediğini Erakan hocadan öğrenmiş bulunuyoruz. Bu yersiz ifadelerle kimden ne miktarda oy bekliyorlar bilmiyorum, ama bütük ihtimalle düş kırıklığına uğrayacaklardır.
Kötü ve amiyane üslubun şampiyonu elbette Başbakan'dır. Geçen gün bir nutkunda şuna benzer şeyer söylüyordu: "İstersem o düzeyde de konuşabilirim. Benim doğup büyüdüğüm yer buna müsaittir!"
Ve bir saat pazarlığıdır gidiyor: Başbakan'ın saati kaça gider? Erdoğan en son 10 bin dolara kadar indi. 'Koca Başbakan'a 10 bin dolarlık saat az bile, helâl olsun' diyenler olacaktır, biliyorum. Ama bana soracak olursanız böyle pahalı ve lüks mallar tüketmemeli başbakanmız. Daha mütevazı olabilmeli. Hani o 'halkın bağrından kopup gelmiş Başbakan' imajını sürdürmek istiyorsa eğer.