Vitrine ne koysak?

Ellerinden gelse kadını görünmez yapacaklar. </br>Gün geçmiyor ki kadınların adını toplum yaşamından silmek için yeni çabalar ortaya çıkmasın.

Ellerinden gelse kadını görünmez yapacaklar.
Gün geçmiyor ki kadınların adını toplum yaşamından silmek için yeni çabalar ortaya çıkmasın.
İsrail'de başlarını örtmesi gereken Ortodoks Musevi inanıştaki kadınların bazıları türban yerine peruğu tercih edince tartışma çıkmış. İran'da da kadınların bisiklete binmesi için bisikletin biçimini değiştirmeye karar vermişler. Nasıl bir şey düşündüklerini bilmiyorum ama sanırım kadınların vücut hatlarının görünmesini engellemeye çalışacaklar. Malum, pedalın her çevrilişinde kadınların kalçaları bir aşağı, bir yukarı hareket eder. O İran erkekleri ki kadının saçından bir tel görseler tahrik oluyorlar, bisiklete binen kadın görmeye dayanmaları mümkün olmamalı.
Yazık ki bizim kadınlarımız İran'daki gibi değil. Bisiklete de biniyorlar, denizde de yüzüyorlar. İstanbul Anakent Belediyesi çıplak kadınların soyunup dökündüğü mayo reklamlarına izin vermeyerek tavrını ortaya koydu, ama basında bu hayırlı karar eleştirildi. Müslüman olan bir ülkede salyangoz satar gibi mayo reklamı yapmanın âlemi var mı?
Bu arada harıl harıl seçim hazırlıkları sürüyor.
Aday adayları yavaş yavaş ortalığı doldurmaya başladı. Başbakan Erdoğan da açıklamalar yapıyor: "Partinin vitrinini değiştireceğiz!"
Ne demek 'partinin vitrini'? Partinin imajını kamuoyu önünde temsil eden, insanların parti hakkındaki kanılarının istenilen biçimde oluşmasını sağlayan kişiler demektir.
Gerçekten de AKP'den adaylık önerilen kişiler arasında Ertuğrul Günay gibi, Yücel Sayman gibi kamuoyu tarafından tanınan, saygın isimler var. Fakat bu insanların 'vitrine' konması ne demek oluyor ki?
'AKP liderlik kadrosu değişmedi, eski dinci tavrını sürdürüyor, ülkeyi yavaş yavaş dinci bir çizgiye doğru sürüklüyor' endişesini taşıyanları ikna edecek, AKP'nin kamuoyundaki imajının değişmesine yol açacaktır 'vitrin' değişikliği. Ama Erdoğan 'partinin yapısında, karar mekanizmasında, ana kadrolarında' bir değişiklikten söz etmiyor, sadece 'vitrin değişikliğinden' söz ediyor.
Vitrin değişikliği dış görünüşü düzeltmek bakımından elbette yararlıdır. Dükkân sahipleri, değişen mevsimlere, modaya ve çevre koşullarına göre vitrinlerini değiştirirler. Ama asıl amaçlarını (ticari yaşamdaki amaç elbette 'kâr' etmektir) değiştirmezler.
Partilerimiz de zaman zaman vitrin değişikliğine gidiyor ama 'öz'lerini olduğu gibi muhafaza ediyorlar. 'Vitrin' değiştiği zaman okullarda öğrencilere dağıtılan şeriat propagandası yapan kitapçıklar ve uygulamalar sona erecek mi? İçki içilen lokantalara uygulanan yasaklayıcı tavır değişecek mi? 'Dindar' cumhurbaşkanı arayışları bitecek mi? Mayo reklamlarına izin verilecek mi? 'Laikliği yeniden tanımlama' istekleri bitecek mi?
Liste uzun. Ve salt vitrin değişikliğiyle çözülecek gibi değil. Özde, zihniyette, dünya görüşünde değişiklik yapmak gerekiyor.
Onu gerçekleştirmek de pek kolay değil işte.