Vurun papaza!

Artvin'in bir ilçesinde iki papaza fena halde dayak atmış vatandaşlarımız! Son aylarda birbirini izleyen dayak ve cinayet olayları dikkati çekiyor.

Artvin'in bir ilçesinde iki papaza fena halde dayak atmış vatandaşlarımız! Son aylarda birbirini izleyen dayak ve cinayet olayları dikkati çekiyor. Rahip Santoro cinayeti, Hrant Dink cinayeti, Malatya'da misyonerleri kesme olayı derken şimdi Artvin'de papaz dövmece...
Akıl vermek gibi olmasın, ama bizi AB'ye almak istemeyen Sarkozy'nin yerinde ben olsaydım bu saldırı ve cinayetleri Türkiye'ye karşı kullanırdım. Avrupa Birliği sadece sermayenin ve emeğin serbest dolaşımı değildir kuşkusuz, aynı zamanda düşünce ve inançların da serbest dolaşımıdır! Hıristiyanlara böylesine vahşice saldıran insanların yer aldığı bir toplumun AB'de ne işi var ki?
Anımsayabildiğim kadarıyla daha önceleri Hıristiyanlara bu tür saldırılar yapılmıyordu. Buna benzer saldırılar son yıllarda ortaya çıktı. AKP hükümetinin bu tür saldırılar nedeniyle doğrudan doğruya suçlanması doğru olmaz. Ama acaba AKP yönetiminin yarattığı havanın bu saldırıların gelişmesinde ciddi bir payı yok mudur? Okullarda öğrencilere dağıtılan şeriat düzenini öven kitapçıklar, okullara girmeye başlayan türban, hızlanan dinci kadrolaşma, 'Devleti ele geçirdik' havası, içkiyi yasaklamaya kalkan belediyeler, evlendirme dairelerinde çiftlere dağıtılan ilmihaller, 'Dindar cumhurbaşkanı seçme' sözleri, hızlanan tarikat faaliyetleri..
ve bu minval üzre yönetilen bir devlet...
Kuşkusuz ki Başbakan veya bakanlar 'Vurun kâfirlere' diye kışkırtıcılık yapmıyor.
Ama yaratılan 'dinci cereyan' bu saldırılara ortam hazırlamaz mı? Artvin'de iki papazı döven üç kişi bu olayı önceden planlamamış.
Papazların boynunda haç görünce 'duyguları incindiği için' adamları bir güzel dövmüşler!
Bu tür 'kendiliğinden' tepkiler yaratılan ortamın bir sonucu olmalı. Bu ortamın nasıl yaratıldığını görmek için dinci basına bakabilirsiniz. Bu cinayet ve saldırıları ya görmezden geliyorlar ya da mazur göstermeye çalışıyorlar. Açıkça çıkıp bu saldırıları lânetleyen dinci yok gibi bir şey.
Artvin'de papazlara dayak atarken İstanbul'u da 554'üncü kez fethediyorduk!
Her yıl hayali bir düşmanı yeniden alt etmek için surlara saldıran takma bıyıklı civanlar bu yıl aynı kahramanlığı bir kez daha icra eylediler.
Fethetsinler, benim bir itirazım yok.
Yalnız küçük bir endişem var. Bu Yunanlılar da inatçı millete benziyor. Yapılan anketlere göre Marmara, Ege ve Karadeniz bölgelerinin bir kısmını hâlâ kendilerinin sanıyorlarmış! Durup durup İstanbul'u yeniden fethe kalkıştığımızı görüp de, "Her yıl yeniden fethettiğinize göre burası bir türlü sizin olamıyor. Siz geldiğiniz yere dönseniz de buraları bize bıraksanız nasıl olur?" derler mi, diye korkuyorum.
Bir taraftan papazlara dayak atarken bir taraftan da 'Türk'ün hoşgörüsünden' dem vuruyoruz ve 'dinlerarası diyaloğu' geliştirmek için tantanalı toplantılar düzenliyoruz. Ama yaratılan ortam tam tersini söylüyor. Uzlaşmazlık ve tek yönlülük üreten bir ortamdır soluduğumuz.